İçeri girdiklerinde, duvarda efendilerinin portresini gördüler; portre, tıpkı onu son gördükleri gibi o mucizevi gençlik ve güzelliği ile göz kamaştırıyordu. Yerde smokinli, kalbine bıçak saplanmış ölü bir adam yatıyordu. Adamın yüzü buruş buruş, sarkık ve tiksinti vericiydi. Ancak yüzüklerine baktıktan sonra adamın kim olduğunu anlayabildiler.