• 403 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Başlangıçta bu hikaye bir öykünme bir özenti ile geziye çıkan bir gencin gezi izlenimlerini anlattığı sanısı verebilir ancak ilerledikçe bu izlenim yavaş yavaş özlü,kurgusu sağlam ve insanı sarmalayan, alıp götüren bir hikayeye dönüştüğü görülür.Okudukça konuyu işleyiş ve anlatımı bakımından türünün ilklerinden belki de ilki diyebileceğimiz bir tarzla karşılaştığınızı anlıyorsunuz.İnsan merkezli,içtenlik,dostluk,arkadaşlık,sevgi,vefa gibi unutulmaya yüz tutmuş sandığımız insani niteliklerle örülü olması dahası dünyanın ayrı ayrı iklimlerinden başta gezi amacıyla yollara düşmüş genç insanların çıkarsız ilişkileri,biri birini kucaklayıcı dostlukları,tensel den çok tinsel arkadaşlıkları okuyucuyu duygu yoğunluğu içine götürüyor.Zamanla hikaye içine giren her kahramanın renkli,ilginç ve güzel,sağlam karakter yapıları okuyucuyu imrendiriyor.Baş kahraman RİTA için söylenebilecek ilk sözlerle rint,bilge,kalender,insan ilişkilerinde tam anlamı ile bir psikolog ve insani karakterleri gelişmiş olgun İNSAN.Ama okudukça onu daha iyi ve diğer güzel nitelikleriyle tanıyabilirsiniz.Kahramanlardan Bay Çaylak ve Nikos da ayrı bir renk. özellikle toplumun yanlış dayatmalarından kurtulmaya çalışan,birey özgürlüğüyle kişinin kendi olabileceğine inanan Bay Çaylak örnek bir karakter.Ayrıca Türkiye'nin,Uzak Doğunun çekici,elvan elvan güzelliklerinin yalın ve resim yapar gibi betimlenmesi oldukça dikkat çekici.
  • 479 syf.
    ·10/10
    Kitap fuarında büyük uğraşlar sonucu kitabı alabilmemin akabinde, hemen o akşam başladım kitabıma. Araya fuar ve imza günleri de girince (sevgili Rita'cığımla tanıştımm, görüştüm daha ne olsunn^^ ) ve kitabı acele acele okuyup bitirmek istemediğim için de, ancak son noktayı koyabildim. İlk olarak bu kitap bir başkaydı diyerek başlamak istiyorum yorumuma. Çünkü gerçekten ama gerçekten bir başkaydı, önceki kitaplarındaki gibi eğlenceli replikleriyle oldukça hareketli geçen kurgularıyla tanıyordum Rita'yı. Bu kitapta ise repliklerden, eğlenceden çok; duygu tahlilleri, betimlemeler, karakterlerin iç dünyaları vardı ve okuması oldukça hoştu. Büyük entrikalar, ani olaylar, bol boll replik yoktu ama öyle samimi ve içe işleyen cümleler vardı ki, okurken kendimi hem Marcus'un hem Emily'nin yerine koyabildim. Onlarla birlikte korktum, kıskandım, kızdım ve aşık oldum... Kitabı kısaca özet geçebilmeyi çok isterdim ama ben anlatmaya başlayınca kitabı tamamen anlatıyorumm cidden! O yüzden beni çok etkileyen birkaç sahneyi yazacağım sadece. İlk olarak balkonda yıldızlı gece sahnesi vardı kii beni benden aldı. Çokkk güzeldi çokkk. Marcus ve utangaçlık birbirine zıt iki kelimeyken o sahnede öyle bir uyum sağlamışlardı ki, tekrar tekrar okudum. Yine boğulma sahnesi ve itiraf kısmı, siz ne hoş ne naif anlatımdınız. İçime içime işlediniz okurken. Marcus' un kendine bile itiraf edemediği ama okuyanların taa bağrında hissettiği o şefkat, kıskançlık ve sahiplik duygularını okumak ise enn keyifli kısımlarından biriydi. Son sahnelerde mutluluk gözyaşları döktüğüm de doğrudur. Evet ben Romantik kitaplarda bile ağlayabiliyorummm! =D Sonuç olarak tek diyebileceğim, Rita Hunter'ın kalemini seviyorsanız bu kitabı da seveceksiniz eminim. Okuyun okutun ve tekrar tekrar okuyun. Dip not: Mührü ben yaptırdım diye demiyorum ama çok zevkli hatunumdur vesselam! Tam da sevgili yazarımı yansıtan bir tasarım oldu, kitabının ilk imza gününde çattt çatttt bastı çok da güzel oldu imzalarımız^^