Zeytin Tarlasında Çocuklar
9/10
·161 syf.··
2026 99. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 19:09
Adını hiç duymadığım bir kitap, hiç ummadığım bir arkadaş tarafından veda hediyesi olarak elime geçti:)Merakımı celbetti ve ertelemeden okumaya başladım. İçerisinde kısa kısa öykülerin olduğu güzel bir kitaptı. Bazen üzdü, bazen duygulandırdı ama beğenerek okudum. İyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu… Veren arkadaş ile yollarımız ayrıldı. Tekrar karşılaşır mıyız bilinmez ama dünya küçük:) Siverek daha da küçük:) Eğer karşılaşırsak bu güzel kitap için teşekkür etmeyi aklıma yazdım:) Çünkü çoğu hediye edilen kitabı beğenemeyen ben, bu kitabı gerçekten beğendim:)Bu arada düşünceli ve zarif insanlar da en güzel rızık değil mi:) Allah sayılarını arttırsın ve bol bol karşımıza çıkarsın, bizi de onlara layık eylesin inşallah…
Zeytin Tarlasında ÇocuklarMusa Özer · Bengisu Yayınları · 20261 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
Reklam
10/10
·112 syf.··
2026 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 12:44
Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun. Kitap incelemesine gelince; Mustafa Çelik bu eserinde, modern cahiliyenin insanı dönüştürdüğü en tehlikeli yapıyı, yani "Resmi İdeolojinin Ücretli Köleliğini" deşifre ediyor. Yazarın ortaya koyduğu memur/köle tipolojisi, rızık endişesini imanının önüne geçirerek tağuti sistemlerin çarklarını döndüren kitlelerin hazin bir tasviridir. Müslüman için hüküm koyucu da, rızık veren de yalnızca Allah Azze ve Celle'dir. Ancak modern sistemler, insanı "ekmek parası" ve "düzenim bozulmasın" vaatleriyle zihnen ve amelen köleleştirir. İslam insanı kula kulluktan kurtarmaya gelmişken, resmi ideolojiler tek tip, sorgulamayan kurşun askerler yetiştirir. Akidevi uyanışı diri tutmak, rızkı sistemden değil Er-Rezzâk olan Allah’tan beklemek ve amelleri yalnızca O’nun rızasına hasretmek adına, her muvahhidin neyle kuşatıldığını görmesi için okuması gereken sarsıcı bir muhasebe kitabı. İnsanları tağutların ve şirk sistemlerinin önünde diz çöktüren, onları resmi ideolojilerin uysal birer ücretli kölesi haline getiren asıl sebep; Allah'a olan itimatlarının sarsılması ve rızık korkusunun imanlarının önüne geçmesidir. Unutulmamalıdır ki, rızık endişesi köleliğin kapısıdır. Resmi ideolojiler, sadece bedenleri değil, asıl olarak zihinleri ipotek altına almak ister. Eğitim çarklarından geçirilerek tek tipleştirilen, sorgulamayan ve sistemin bekçiliğini yapan memur, aslında efendisinin lütfedeceği maaşa mahkum edilmiş modern bir köleden başkası değildir. Bir Müslim hem Allah’ın indirdiği hükümlere inandığını iddia edip, hem de sabah mesaisinde tağuti bir ideolojinin ilkelerine sadakat yemini edemez. İslam, hayatın her alanında tavizsiz bir tevhidi duruş ister; resmi ideolojinin gölgesinde amel edilemez." Hakiki hürriyet, yalnızca
Din
Resmi İdeolojinin Ücretli KöleleriMustafa Çelik · Misak Yayınları · 19971 okunma
9/10
·348 syf.··
2026 15. kitabı
·
395 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 22:32
Tam 1 yılı geçmiş kitaba başlayalı ve bugün bitiriyorum hayatımda başlayıpta bu kadar geç bitirdiğim bir kitap olmadı başka sanırım. Bu hala kitabın kötülüğünden değildi tabiki aksine sindirerek aklıma kazıyarak okumamdan mütevellit yoksa Fatma hanımın dili çok sade, nahif, anlaşılır. Çoğu zaman Allah’ın bir ismini okuyup çokça ara verdim, bazen peşpeşe okudum. Geceleri bir isim okuyup onu zikrederek anlamını düşündüm. Bu açıdan çok verimli oldu benim için. Kitapta önce Allah’ın bir ismi kısa manaları ile başlık olarak veriliyor sonra ne demek bunu açıklıyor sonra insana bu isim tesir ederse nasıl görünür onu açıklıyor toplamda her isme 3-3,5 sayfa ayrılmış kısa ve alaşılır. Ali Osman Tatlısu’dan da okumuştum ona da çokça atıf var zaten. Kendimce aldığım Esmaül Hüsna anlamları, arada dönüp kısaca bakmak adına… Allah: bütün Kemal sıfatları kendisinde toplayan Rahman: nimet veren Rahim: merhamet eden Melik: Tek Hükümdar Kuddüs: eksiklikten uzak Selam: selamet veren El Mümin: emin kılan El Müheymin: gözeten, koruyan El Aziz: yücelik sahibi El Cebbar: istediğini yaptıran El Mütekebbir: Herşeyden büyük El Halık: Yoktan yaratan El Bari: Birbirine uygun yaratan El Musavvir: Şekil veren Ya Gaffar: bağışlayan, kusurları örten El Kahhar: herşeye hakim, yenilmeyen El Vehhab: karşılıksız veren Rezzak: rızık veren Fettah: zorlukları açan, hayır kapılarını açan Alim Allah: her şeyi bilen Kabıd: sıkan, daraltan Basıt: genişleten, açan Hafid: aşağı indiren Rafi: yukarı kaldıran Muizz: izzet veren Müzill: hakir, zelil eden Semi: Her şeyi işiten Basir: her şeyi gören El Hakem: hakkı yerine getiren, son hükmü veren
99 Esma Sonsuz ManaFatma Bayram · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2025811 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 5. kitabı
Kitapta çıktığım yolculukta dalıp gittiğim, kendime döndüğüm , aklımın karıştığı anlar oldu. Adını koyamadığım ama çokça iyi gelen bir kitap okudum. Tam da bu anları yaşadığım zamanın içindeyken kitabı okumam çok güzel bir tevafuk oldu. Kaybettiğimiz bedenler , kaybettiğimiz ruhlar , zamana yenik düştüklerimiz ,eskiye özlemlerimiz, vefasız dostlarımız ... Bazen içindekileri bir çırpıda anlatmak istersin de nasıl dile dökeceğini bilemezsin. Bırakmak mi istemeyiz kafamizda bizi yoran düşünceleri. Onlarla yaşamaya mı alışmışizdir! Başkasının hayatını yaşamak istesen bu kim olurdu? İşte bu sorunun geçtiği yerde bende düşündüm. Kimsenin yerinde gözüm olmadı hiç bir zaman ancak şimdiki bende hayata sakin bakabilmeyi isterdim. Kaygılarımdan kurtulmak , olanla ölene çare yok bunu bilerek yaşamak ,yaşarken de sükuneti korumayı bilmek... Şunu dedim kendime sen bir Hz. Fatıma değilsin . Her insan kendi kulvarında ilerliyor. "Her kapının arkasında bir rızık , tutunduğumuz dalların kırılmasında a bir ölçü vardır. " Her cümlesi ayrı feyz veren bir kitaptı. Zamanını bulan her şey kalbimize gelip dokunuyor. Keyifle okumanızı diliyorum. #yara#insan#yolcu#reklamdeğil @yara.atlasi @timasyayingrubu Aleyna
1000k
Yara AtlasıHediye Demet Akan · Timaş Yayınları · 202662 okunma
10/10
·288 syf.··
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 01:51
Kitabın ismiyle içeriği o kadar uyumlu ki. İyileştirmek için ne yapmamız gerektiği de detaylı bir şekilde bölüm bölümde ele alınmış. Zorluklar, engeller ve nice olumsuz addettiğimiz olaylar aslında kişinin ilerlemesi açısından verilen nimetlerdir, fark edene. Tabi şimdi bunu yazarken canım acımıyor diyemem. Ama ferahlığa ne zaman gülerek ulaşılmış ki? Sonuç itibari ile nasip denen bir durum var. Rızık,eş ve ölüm değişmeyen kaderlerden. İnsan ömrü boyunca çalışsın biriktirsin ancak rızkını yer bellidir. Ya da insan kendine istediği kadar sağlıklı baksın elim bir kazayla genç yaşta hayata veda edebilir. Yani kişi aslında kontrolün kendinde olmadığında ferahlayacaktır. Kontrol Allah'tadır. Biz bunu yaşarken çok unutuyoruz. Kendimize hatırlatmamız gerek. Çabamıza göre kaderimiz yazılmış, çabasızda olmaz elbet. Ama senin istediğin ve çabaladığın şey senin için hayır değilse ve Allah onu sana nasip etmemişse çabanın bir önemi yoktur. Kişiye düşen razı olmaktır. Zordur işte razı olmakta. Verilene verilmeyene razı olmak. Gelene gidene. Kırana dökene. Olana bitene. Ne gelirse O'nun izni olmadan gelmez. Bunu bilince yaşadığının hikmetini aramaya başlayan ve olumsuzluğun altında sana iyi gelecek o yanı keşfeden bir yapıya dönüşürsün. Kitap peygamberlerin hayatlarından zor sahneleride konu alarak onların Allah'a çaresiz bir şekilde tam teslimiyetlerini de anlatmış ayetler verilerek. Bu yanı çok etkileyiciydi. Aslında Allah bu kıssaları anlatarak biz kullarına şunu diyor; beni anın, benimle olun. Hz Yakup ben kederimi ancak Allah'a arz ederim derken Hz Eyüp Allah'tan merhamet dilerken Hz Musa Allah bana yeter derken bize dua konusunda rehber oluyorlar. Hz Yakup 40 yıl sonra oğluna kavuşurken Hz Eyüp hastalığından fakirliğinden kurtulup yine soy sahibi oluyor.. Hz
İyileştir KalbiniYasmin Mogahed · Timaş Yayınları · 20231,772 okunma
Reklam
Reklam