-Nedir insan, ne söyleyebilirsin ?
-İnsan bir muammadır ciritçi Abdullah, Ademoğlu bir muammadır.
-Peki bu muammanın hamuru nedir?
-Hamuru cahillik…
-Mayası nedir?
-Mayası nisyan (unutmak)…
-Peki ateşi nedir?
-Ateşi nankörlük…
-Peki ya fırını?
-Acıdır insanoğlunun fırını,ciritçi Abdullah. Acıdır, elemdir, kederdir.
-Pişince ne olur?
-Kâinat olur bu ufacık bedenin içinde, sonsuzluğa açılan kapı olur…
-Çamurdan yaratılmış bu varlık,insan denen bu canlı, niye var?
Neden varız?
Cevabını bulabildin mi?
-Görmek için varız, şahitlik için varız. Görmek, bilmek, bulmak, tanımak için varız.
Görmek; gözle değil, hisle.
Bilmek; lafla değil, önce akıl, sonra kalple.
Bulmak ise nasip işi.
Çok az insan bulur Yaradan’ını, çok az insan tanır O’nu.
Görmez ki; içinde O’ndan izler işaretler var.
Görmez ki; şu koca kâinat O’ndan nişanlar taşır.
Görmek bir nasip işidir.
“Görmeyi göze verirsen, o ancak görmek istediğini görür.”
-İnsan insan derler, peki görünmeyene ne derler?
-Hazine derler, herkes görebilseydi hazine olmazdı…