rojbindoğan

rojbindoğan
@rjbnslymn
Minel kalbi ilel kalbi sebila
Hayattaki en güzel mutluluk sevildiğinden emin olmaktır. Victor Hugo
Reklam
"İçim güvercinleri okşamış kadar rahat." 🕊️ ฯTurgut Uyar
Dördüncü Remiz: Ey dünyaperest insan! Çok geniş tasavvur ettiğin senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir. Fakat, o dar kabir gibi menzilin duvarları şişeden olduğu için, birbiri içinde in'ikas edip göz görünceye kadar genişliyor. Kabir gibi dar iken, bir şehir kadar geniş görünür. Çünkü o dünyanın sağ duvarı olan geçmiş zaman ve sol duvarı olan gelecek zaman, ikisi madum ve gayr-ı mevcud oldukları halde, birbiri içinde in'ikas edip gayet kısa ve dar olan hazır zamanın kanatlarını açarlar. Hakikat hayale karışır, madum bir dünyayı mevcut zannedersin. Nasıl bir hat, sürat-i hareketle bir satıh gibi geniş görünürken, hakikat-ı vücudu ince bir hat olduğu gibi, senin de dünyan hakikatça dar, fakat senin gaflet ve vehim û hayalinle duvarları çok genişlemiş. O dar dünyada, bir musibetin tahrikiyle kımıldansan, başını çok uzak zannettiğin duvara çarparsın. Başındaki hayali uçurur, uykunu kaçırır. O vakit görürsün ki: O geniş dünyan kabirden daha dar, köprüden daha müsaadesiz... Senin zamanın ve ömrün berkten daha çabuk geçer, hayatın çaydan daha süratli akar. Madem dünya hayatı ve cismanî yaşayış ve hayvanî hayat böyledir. Hayvaniyetten çık, cismaniyeti bırak. Kalb ve ruhun derece-i hayatına gir! Tevehhüm ettiğin geniş dünyadan daha geniş bir daire-i hayat, bir âlem-i nur bulursun. İşte o âlemin anahtarı, marifetullah ve vahdaniyet sırlarınıi ifade eden Lâ ilahe illallah kelime-i kudsiyesiyle kalbi söylettirmek, ruhu işlettirmektir. *in'ikas: yansima *madum: yok olmuş
Öyle de, biz leri, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şüp heler -neûzu billâh- mahall-i iman olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefret kârane uzaklaştırarak susturuyorlar. Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah için de küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt de ğil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor.
Sonra sen geldin. Mevsimlerin dörtten fazla olduğunu öğrendim. Günleri saymayı öğrendim, ellerini tutmak için. Şarkılara takılı kalmayı, insanlara dikkat etmeyip, İlk önce seni, sonra seni, en son olarakta yine seni düşünmeyi öğrendim. Bakışlarının fotoğrafını çekmeyi, sonra o fotoğrafı içime asmayı öğrendim. Sonra sen geldin. Gelmenin bir insan için ne demek olduğunu da öğrendim. sonra seni düşünerek yazdığım yazılarımda, benimle konuştuğunu duydum. Bir şehrin bir insan tarafından ne kadar güzelleşebileceğini senin yanında öğrendim. Şu an yanımda değilsin ama, seni beklemenin heyecan verici olduğunu hissettim. ondan sonra dünyanın yarısının, yanaklarına sığdığını gördüm sen gülünce. Masada unuttuğun bir hırkayı ne kadar önemsediğimi hatırlar oldum, sana sarıldım diye. onun üstünde kokun olduğunu hatırlayınca, senin için dünyanın en hızlı adımlarını attığımı da öğrendim. Seni ne kadar sevdiğimi. Sonra sen geldin işte. Geçmişte yaşadığım herşeyi unutmak istediğimi fark ettim.