rojbindoğan

rojbindoğan
@rjbnslymn
Minel kalbi ilel kalbi sebila
67 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Yeryüzünde ne yürüyenler vardır da hayatları boyunca tek adım atamamışlardır. Yeryüzünde ne koşturanlar vardır ki ahiret namına arpa boyu yol alamamışlardır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Musa bebeğin suya bırakıldığı sanduka ölümdür. Bebeğin koyduduğu bu tahta mahfaza tabutu temsil eder. İçindeki beden de cesedi su ise yaşamı, hayatı, âlemi, ilmi sembolize eder. Böylelikle ceset ruha, madde manaya, zahir batına, ve toprak sura kavuşur. Hz. Musa'ya işte o engin ilmini kazandıran bu sudur. Onun ismindeki hikmeti de burada aramak gerekir: Kipti dilinde "mu," su; "sa" da ağaç demektir; yani Musa'ya içinde bulunduğu şeyin adı verilmis. İrade'nin izleri devam etmiştir. Elinde ağaç parçasıyla yerden su çıkaran hayatı boyunca da bu hikmetin, daha doğrusu onu şekillendiren Mutlak asasını bir canlıya dönüştüren ve nihayetinde koca bir denizi ikiye ayıra-rak suya hükmünü geçiren de yine Hz. Musa'dır. Onda tabiatin; suyun ve toprağın pek çok ilmi gizlidir. Tanrı'yı da suyun tezadı bir ateş olarak görmesinin sırrını ancak bu gizin ayırdına varanlar anlayabilir. Allah, evreni sadece evrenle yönetir, yani O'nu kendi suretiyle yönetir. Nasıl ki çocuğun varlığı babanın varlığına, müsebbipler nedenlere ve kesinlik gerçekliğe bağlıdır, işte aynı şekilde varlık âemi, âlemle yönetilir. Bu da Yüce Tanrı'nın bir tasarrufudur
Peki, nokta, elif olur da, elif nokta olmaz mı? Satır, kelimeye, kelime harfe, harf noktaya rücu etmez mi? Eder el-bet. Her şey, özünü arar, özünü bulur, özüne döner. Buna da irca derler. Insanoğlu bedenle başlar, sonra ruhla bütünleşir, yaşama geçer, elbet yaşam da biter sonra beden yine özüne, toprağa döner. Peki ya ruh? O'nun özü nedir?" Hattat, satırın ortasında bir elif çizdikten sonra durakladı. "O hikâyeyi bilir misin, sen?" diye sordu. "Kadir-i Mutlak, kelamı yarattığında ona ilk secde eden elif olmuş. Kayyum da ona, 'Bana ilk hamdeden sen oldun, bu yüzden seni ebedi-yete kadar dimdik tutacağım!' demiş. İşte ondan, derler, elif tüm harflerin sultanıdır da, diğerleri eğrilip doğrulurken o hep dimdik durur."
“Bismillahirrahmanirrahim” Besmele, nimet bahçelerine giden yoldur
Sayfa 109·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Dördüncü Remiz: Ey dünyaperest insan! Çok geniş tasavvur ettiğin senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir. Fakat, o dar kabir gibi menzilin duvarları şişeden olduğu için, birbiri içinde in'ikas edip göz görünceye kadar genişliyor. Kabir gibi dar iken, bir şehir kadar geniş görünür. Çünkü o dünyanın sağ duvarı olan geçmiş zaman ve sol duvarı olan gelecek zaman, ikisi madum ve gayr-ı mevcud oldukları halde, birbiri içinde in'ikas edip gayet kısa ve dar olan hazır zamanın kanatlarını açarlar. Hakikat hayale karışır, madum bir dünyayı mevcut zannedersin. Nasıl bir hat, sürat-i hareketle bir satıh gibi geniş görünürken, hakikat-ı vücudu ince bir hat olduğu gibi, senin de dünyan hakikatça dar, fakat senin gaflet ve vehim û hayalinle duvarları çok genişlemiş. O dar dünyada, bir musibetin tahrikiyle kımıldansan, başını çok uzak zannettiğin duvara çarparsın. Başındaki hayali uçurur, uykunu kaçırır. O vakit görürsün ki: O geniş dünyan kabirden daha dar, köprüden daha müsaadesiz... Senin zamanın ve ömrün berkten daha çabuk geçer, hayatın çaydan daha süratli akar. Madem dünya hayatı ve cismanî yaşayış ve hayvanî hayat böyledir. Hayvaniyetten çık, cismaniyeti bırak. Kalb ve ruhun derece-i hayatına gir! Tevehhüm ettiğin geniş dünyadan daha geniş bir daire-i hayat, bir âlem-i nur bulursun. İşte o âlemin anahtarı, marifetullah ve vahdaniyet sırlarınıi ifade eden Lâ ilahe illallah kelime-i kudsiyesiyle kalbi söylettirmek, ruhu işlettirmektir. *in'ikas: yansima *madum: yok olmuş