Son Sefarad İmparatorluk 2 - Sultan Bayezid'ın Savaşı

8,9/10  (94 Oy) · 
197 okunma  · 
82 beğeni  · 
1.780 gösterim
1492.
Endülüs medeniyeti katlediliyor.
Tüm dünya seyirci kalıyor.
Bir Osmanlı sultanı hariç...

Endülüs'teki Osmanlı ajanı Kara Davud, karısı Elif'in hasretiyle yanıp, kendi topraklarına dönmeyi beklerken hayatının en zorlu göreviyle karşı karşıya kalır...

Granada İslam İmparatorluğu'nun çökmesiyle birlikte Katolik Avrupa'nın önündeki tek engel artık Sefaradlar, yani Endülüs Yahudileri'dir.

Engizisyon her gün binlerce kitap yakmakta ve tarihin en büyük barbarlık suçunu işlemek üzeredir. İnancını saklamak zorunda kalan yüz binlerce Yahudiden biri olan David Marrano, Endülüs'ün eski kültürünü devam ettirmeye çalışırak gizlice İbranice ve Arapça kitaplar çoğaltır. Ne var ki, Engizisyon, David'in ve aşkı Esther'in de izini bulmuştur.

İspanyol denizci Kristof Kolombus ise kütüphane yağmalarından ele geçirdiği haritalar ve zindanlara atılan Müslüman ve Yahudilerden kurduğu mürettebatla dünya tarihini değiştirecek bir keşfin eşiğindedir.

Kara Davud İspanya'daki tüm bu gelişmeleri yıllarca payitahta rapor etmiştir. Sultan Bayezid, böylelikle tarihin en büyük kurtarma operasyonlarından birini başlatacaktır. Ancak Akdeniz'deki Haçlı korsanları ve İspanya'daki Katolik şövalyeler bu görevi imkânsız hale getirecektir...

Davud'un sır dolu geçmişi, kitap avcısı Santiago'nun iç çatışması ve hattat genç Bayezid'in kendi nefsi ile olan savaşı romanın ana izleklerini oluştururken Türk denizcileri Kemal ve Burak Reisler ile genç Piri Reis de bu epiğin diğer renkli karakterleri.

Beyazıt Akman'ın Fatih'i anlatan ilk romanı Dünyanın İlk Günü büyük beğeni toplamış, tarihi yapımlara ilham kaynağı olmuştu. Amerika'da Dünya Edebiyatı alanında öğretim üyesi olan genç yazarın ikinci romanı Son Sefarad hem Endülüs'e yakılan bir ağıt, hem de 21. yüzyılda bile eksikliği hissedilen bir insanlık dersi sunuyor.

Ezberleri yeniden bozmaya ve Atlas Okyanusu'ndan Akdeniz'e uzanan film tadında soluk soluğa bir maceraya daha hazır olun...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    656
  • ISBN:
    9789944825962
  • Yayınevi:
    Epsilon Yayınları
  • Kitabın Türü:
Serpil Ağ 
28 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İspanya kral ve kraliçesi tarafından sınır dışı edilen Endülüs Yahudilerinin, Osmanlı Devletine kaçışı anlatılmaktadır. Ayrıca döneme ait önemli karakterlere de, yan öyküler ile pekiştirilerek değinilmiştir. Üç kadim dinin oluşturduğu ortak denge: Müslüman ve Yahudilerin asimile edilerek yaşanılan trajedi neticesinde bozulan dengelere, Avrupa'nın kaybettiği kültürel mirasta eklenince insanlık alemi için ne gibi sorunlar teşkil ettiğini Beyazıt Akman müthiş anlatımı ile çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermiştir. Maalesef 'Son Sefarad' tarihin şahit olduğu; gerçek, insanlık dışı vahşi yüzünü anlatmakta.

Osman İlhan 
19 Eki 2016 · Kitabı okudu · 24 günde · Beğendi · 10/10 puan

İmparatorluk serisinin 2. kitabı olan eser çok önemli noktalara değinerek Osmanlının az bilinen bir kısmına parmak basmış. Endülüs Devletinden kalan Müslüman ve Yahudileri kurtarmasını konu alan eseri okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Tarih okumayı seven herkesin okuması gereken bir kitap.İçinde bilmediğiniz birçok bilgi var. Beyazıt Akman İmparatorluk 1'deki gibi film tadında, tarihimizin muhteşem bir yanını daha ortaya koymuş.

Kitabın Felsefi bir alt yapısı da var, sadece bir roman olarak görmemek gerek, satır aralarında vermiş olduğu bilgiler sayesinde İslam ve Türk kültürüne ne kadar uzak olduğumuzu anladım ve nereden nereye diye hayıflandım. İlim adına Bilim adına her ne varda çıkış kaynağının İslam ve Türk medeniyeti olduğunu anladım. Keyifle okudum.

Ulusumuzun en büyük eksikliklerinden birisi olan hem Osmanlı Tarihini hem de Kurtuluş Savaşı Tarihini iyi bilmeme ve okumamaya verilecek en güzel cevap; Osmanlı Tarihini daha önce hiç böyle güzel ve ayrıntılı okumadık. Sayın Yazar Beyazıt Akmanın eline sağlık... Bize düşen ise okumak ve daha çok okumak...

özlem 
22 Mar 10:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yazarın farklı karakterleri apayrı yaşamlardan getirip kitabın sonunda birleştirmesi etkileyici. Olay kurgusu öyle güzel ki bu ayrılık hiç rahatsız etmiyor okurken. Yazarın bundan önceki kitabı "dünyanın ilk günü" de aynı lezzette bir kitap.Her ikisini de severek okudum

Cisim 
04 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yıllar sonra Nazi Almanyası'nın yapacağını 1492'de İspanya'da Kraliçe İsabel (Elizabeth) ve Kral Ferdinand El Hamra Fermanı ile yapmış.
Tarih boyunca sürülen Yahudiler bugün İsrail Devleti altında belki de o zamanların acısını çıkartıyorlar.
Kitapta yapılan insanlık dışı olayları görüyoruz. Beyazıt Akman konuyu öyle güzel işlemiş ki bir an olsun kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
Matbaanın şeytan icadı olduğu düşüncesi ne kadar cahil olduğunu gösteriyor insanların. Ya da bilgi tek bir merkezde bulunsun insanlar aman ha uyanmasın mantığı olduğu için de olabilir. Biz ise şu an Matbaa çok geç kullanılmaya başlandı diye hayıflanıyoruz.
Kitabın her sayfasında kaybolurken, o anı sanki içindeymişsiniz gibi yaşatıyor anlatılanlar.
Beni en çok etkileyen Davud'un son sahnesi idi.
Kesinlikle okunmalı dediğim nadide kitaplardan. Roman niteliğinde kocaman bir tarih önünüzde.

Merve 
 01 Ara 2016 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitap ile ilgili en beğendiğim keyif aldığım kısımlar;astronomi ve yıldızlardan,hat yazısı inceliklerinden anlamından ve tabi Endülüs den yetiştirdiklerinden bahsedildiği kısımlardı.Ayrıca bir romana göre çok fazla bilgi içerikli olması hmm bunu bir araştırıyım dedirtmesi kitabın bonuslarından.Çok bahsedilmeyen bir konuyu ele alması da benden 5 yıldızı kapar
Ancak! bana göre en keyifsiz kısmı savaş,dövüş sahnelerinin tekrar ettiği kısımlar... Neden;Çok fazla detaylı olması ve belli aralıklarla tekrar etmesi kitabın ritüeli gibi hissettirmesi,tahmin edilebilir olması ve hatta her geminin savaş için hazırlanması ısrarla tekrar tekrar yazılması benim için negatif bir değerdi.Çünkü güzelim konuya ve kitaba "yapaylık ve abartı" tadı veriyordu.Son söz ;okumaya değer hele ki Endülüs ilgi alanınızdaysa ve yeni bir şeyler öğrenmek istiyorsanız.

Kemal kuşçu 
11 May 12:33 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Keyif aldığım, okumakta zaman zaman zorlandığım,içinde derya deniz bilgi ve geçmiş barındıran bir kitaptı benim için. Kara Davud'un trajedisi ve gayreti, matbaayı Osmanlıya getiren David ve Samuel kardeşlerin hikayesi, dahası muhteşem ecdadımızın kurtardığı ve yeni bir yaşam sunduğu 150000 Yahudi.Bir romandan daha fazlası.

Bahadır FİDAN 
05 Nis 2016 · Kitabı okudu · 14 günde · 8/10 puan

Roman ;İspanya'da yaşayan ve engizisyon tarafından soykırıma uğrayan Yahudi toplumunun Yıldırım Bayezid'in emri ile Osmanlı donanması tarafından kurtarılmasını bir Osmanlı ajanı üzerinden anlatmaktadır.Kitap akıcı ve sürükleyicidir.

Nurşen 
22 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Tarih,aşk ve macera çok güzel harmanlanmış. Savaş bölümlerinin tasvirleri de oldukça başarı. İmparatorluk III ü sabırsızlıkla bekliyorum.

Havvanur Ceryan 
27 Kas 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Dünyanın İlk Günü" tadında...Endülüs medeniyetinin katledilmesine sessiz kalmayan Osmanlı..Hristiyanlığı egemen kılmak adına Endülüs'teki yahudi ve müslümanlara Engizisyon Mahkemelerinde yapılan eziyetler. Osmanlı'nın buna sessiz kalmayışı Endülüs'e ajan göndermesiyle başlayan serüven.. Ve bu romanda unutamayacağım ve beni derinden etkileyen karakter "Davud"..
Roman da kafama takılan ve anlam veremediğim şey ise; Ayetlerle başlayan bir kitabın ilerleyen sayfalarda cinsel betimlemelere ver vermesi ..

Ayşegül BENGÜ 
07 Nis 15:31 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 8/10 puan

Okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. birçok karakteri olmasına rağmen hiç birini es geçmemiş ve hakkını vererek çok güzel birbiriyle tamamlamış yazar. Bu kadar geç okuduğum için kendime kızıyorum.

3 /

Kitaptan 33 Alıntı

Hasan KILIÇ 
01 Haz 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Önümüzde fırtına, arkamızda girdap, sağımızda Venedikli, solumuzda Cenevizl, altımızda köpek balıkları, üstümüzde ise şimşekler bekler... Gece gündüz Azrail'in gözünün içine baka baka insan daha temkinli bir hale geliyor.. Sarayın kuştüyü yastıklarında yatamayız biz serdengeçtiler...

Son Sefarad, Beyazıt Akman (Sayfa 176 - epsilon)Son Sefarad, Beyazıt Akman (Sayfa 176 - epsilon)

Ey Piri, dünya uyuyorken sen gözlerini aç! Varsın öbür dünyadaki Piriler uyusun! Gökyüzü uyanık olanı ödüllendirir.

Son Sefarad, Beyazıt AkmanSon Sefarad, Beyazıt Akman
İsmet 
 10 May 07:56 · Kitabı okuyor · Beğendi

Musa bebeğin suya bırakıldığı sanduka ölümdür.Bebeğin koyulduğu bu tahta mahfaza tabutu temsil eder.İçindeki beden de cesedi.Tabutun içine bırakıldığı su ise yaşamı,hayatı,âlemi,ilmi sembolize eder.Böylelikle ceset ruha,madde manaya,zahir batına,ve toprak suya kavuşur.Hz.Musa’ya işte o engin ilmi kazandıran bu sudur.Onun ismindeki hikmeti de burada aramak gerekir.Kıpti dilinde “mu,” su; “sa,” da ağaç demektir;yani Musa’ya içinde bulunduğu şeyin adı verilmiş,hayatı boyunca da bu hikmetin,daha doğrusu onu şekillendiren mutlak İrade’nin izleri devam etmiştir.Elinde ağaç parçasıyla yerden su çıkaran,asasını bir canlıya dönüştüren ve nihayetinde koca bir denizi ikiye ayırarak suya hükmünü geçiren de yine Hz. Musa’dır.Onda tabiatın;suyun ve toprağın pek çok ilmi gizlidir…

Son Sefarad, Beyazıt AkmanSon Sefarad, Beyazıt Akman
Hasan KILIÇ 
25 May 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Şimşek hızıyla ilerleyen fetihlerin ardından Bayezid manevi fetihlere ağırlık vermeye çalışıyor, toprak kazanımlarını ilim ve kültür ile yeşertmeye çabalıyordu. Aksi takdirde babasının kazanımları anlamsız kalacaktı...

Son Sefarad, Beyazıt Akman (Sayfa 54 - epsilon)Son Sefarad, Beyazıt Akman (Sayfa 54 - epsilon)
Fatih* 
04 Eki 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

...Harfleri çizerken nefesini tutuyor, ara verdiğinde tekrar nefes alıyordu.Biz hattatların, derdi Hamdullah gülümseyerek, ömrü uzun olur derler.Hattat ne kadar çok yazarsa nefesini o kadar çok tutar. E ömür bu, sayılı nefesten ibaret değil mi?

Son Sefarad, Beyazıt Akman (Sayfa 405)Son Sefarad, Beyazıt Akman (Sayfa 405)
Damla Özdemir 
 06 Eki 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Aslında kitapların sayfaları da yelkenler gibi bembeyazdır, boştur. Onu anlamlı kılan, insanın aklıdır.

Son Sefarad, Beyazıt AkmanSon Sefarad, Beyazıt Akman
Ercan Kaya 
09 Mar 14:55 · Kitabı okudu · Puan vermedi

" Bir kralın büyüklüğü yönettiği toprakların genişliği ve büyüklüğüyle ölçülmez; hüküm sürdüğü topraklardaki adaleti ve liyakatiyle ölçülür! Bir el parçası kadar toprağa adil hükmeden imparator, dünyaya zulmeden kraldan daha büyüktür! "
Sultan Bayezid
— Son Sefarad

Son Sefarad, Beyazıt AkmanSon Sefarad, Beyazıt Akman
Damla Özdemir 
06 Eki 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

O Hz.İbrahim ki,babası bir Tanrı tüccarı! Putperestin de ötesinde,putları yapıp satan bir iş adamı! O hikayeyi bilirsin,babası bir gün İbrahim'e dükkanı bırakmış,malları göz kulak ol,demiş.Günün sonunda adam dükkana gelmiş bir de bakmış ki putların hepsi de paramparça.Bir tek en büyük tahtadan olan tek parça. İbrahim'e sormuş,'Oğlum ne yaptın putlara!?' 'Ben bir şey yapmadım,' demiş İbrahim, 'Şu en büyük olan Tanrı diğer hepsini öldürdü. Babası daha da kızmış, 'Yahu o sadece bir tahta! Diğerlerini nasıl öldürür!' 'Aha! ' demiş İbrahim, 'İşte kendin itiraf ettin baba;tahtadan ya da taştan nasıl Tanrı olur!?'

Son Sefarad, Beyazıt Akman (Sayfa 413)Son Sefarad, Beyazıt Akman (Sayfa 413)
Ömer 
06 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İbn Arabiye göre Tanrı dediğimiz şey üstün ve yüce, her şeyden ayrı bir varlık değil.Tam tersine, Tanrı varlığın kendisi. Varlık onun bir sureti, suret ise varlığın insan tarafından varlıklandırılmasıdır. Bu yüzden Tanrı nedir diye sormak saçmalıktır. Tanrı, kalp atışındadır, alıp verilen nefestedir

Son Sefarad, Beyazıt Akman (Sayfa 295)Son Sefarad, Beyazıt Akman (Sayfa 295)
4 /