batı, put kırıcı peygamberleri putlaştırarak putperestliğini sürdürdü. fransız devriminden sonra ise bunu bir üst noktaya taşıdı. çünkü artık putlaştırdığı şeyler peygamberler değil, siyasi liderler ya da bilim idi.
birçok ülke özünde batıyı yakalayabilmek için devrim adı altında batı özentiliği yaparak tüm değerlerini hiçe saydı ve bu devrimi çok cesur bir hareket olarak göstermeye çalıştı. asıl cesaret ise sahip olduğu değerleri koruyarak ilerleyebilmekti. asıl güçlü tavır bu olmalıydı.
batı, dini tüm kibri ile akıldışı olarak görür ve binasını bilim ile inşa eder. halbuki din akıldışı değil akılüstüdür. bu sebeple inşa ettikleri bina da temelden çürüktür.
batı reklam ve propagandayı sever. hatta bir işi tasarlamadan önce reklam stratejisini belirler. doğuda ise çok farklı bir anlayış vardır. değerli bir eser zaten kendini tanıtır, reklama ihtiyacı yoktur. bilineceği günü sabırla bekler. varoluşunun giderek yayılan bir tesire sahip olduğunu bilir. yaptığı işi reklamla övmek eserin ahlakına aykırıdır.