"...Tüm insanlar bu dünyayı sadece ziyaret eden ruhlardır. Tüm ruhlar daima yaşayan varlıklardır. Öteki insanlarla tüm karşılaşmalar deneyimdirler ve tüm deneyimler sonsuza dek sürecek bağlantılardır. Gerçek İnsanlar her deneyimin çemberini kapatır. Mutantlardan farklı olarak bizler hiçbir çemberi açık bırakmayız. Eğer yüreğinde başka insanlara karşı kötü duygularla yürüyüp gidersen ve bu çember kapanmamışsa, bu yaşamın başka anlarında yinelenecektir. Bir kez değil, dersini alana dek defalarca acı çekersin. İncelemek, öğrenmek ve olanlardan ders alarak bilgelik kazanmak iyidir. Minnet duymak. senin deyiminle kutsamak ve huzur içinde yürüyüp gitmek iyidir."
Şifanın, hekimin kendinden ya da onun marifetler dolu çantasından çıkan bir şey olduğu düşüncesi bana hiçbir zaman sıcak gelmemiştir; çünkü yıllar önce kendim çocuk felciyle savaşırken şifanın tek bir kaynağı olduğunu öğrenmiştim. Hekimler yabancı parçaları çıkartarak, kimyasal maddeler vererek, kırılan kemikleri yerine oturtarak bedene yardımcı olabilirler ama bu bedenin iyileşeceği anlamına gelmez. Aslında hiçbir yerde, hiçbir hekimin, hiçbir zaman diliminde, hiçbir ülkede, tarihin hiçbir döneminde herhangi bir hastalığı iyileştirmemiş olduğuna eminim. Herkesin şifacısı kendi içindedir. Hekimler, kendilerinde özel bir yetenek olduğunu anlamış, bunu geliştirmiş ve en iyi bildiği ve en sevdiği işi toplum yararına kullanmaya karar vermiş kişilerdir.
"Savaşta ahlak yoktur," dediler. "Ama yamyamlar asla bir günde yiyeceklerinden fazlasını öldürmezler. Sizin savaşlarınızda, birkaç dakika içinde binlerce kişi ölüyor. Belki de sizin komutanlarınıza savaşın beş dakika sürmesi için anlaşmaları konusunda bir öneride bulunmak yerinde olur. Böylece tüm ana babalar savaş alanına gelirler, çocuklarından geri kalan parçaları alır, eve götürüp gömerler. Ondan sonra bir beş dakika daha savaşıp savaşmamak söz konusu olursa, eminim savaşlar biter. Baştan aşağı anlamsız olan bir olaydan anlam çıkarmak çok güç."
İnsani varoluşu deneyimlemeyi seçen her ruh, belli bir anneden ve belli bir koşulda dünyaya gelme şansını yakalayamazsa, bu deneyimi mutlaka bir başka anne ve koşulla yeniden dener.
Bizler karşılaştığımız her kişiye bir şey verirdik ama ne vereceğimizi sadece kendimiz kararlaştırırdık. Sözlerimiz, eylemlerimiz, ancak sürdürmeyi umut ettiğimiz yaşamın sahnesini oluşturmaya yönelikti.