Kızı en çok çarpan şeyse karşısındakinin tamamen saf ve yalın bir içtenlikle davrandığına önceden çalışılmış bir yapmacıklığa başvurmadığına nasıl olup da kendisinin bu kadar kalpten bir kesinlik duygusuyla inandığıydı.
Az önce kitabın son sayfasını kapadım. Çok satanlarda gördüğüm, filme uyarlanmış ve çoğu kişiyi ağlatan -filmden sonra- bu kitabı çok merak ediyordum. Ağlamadım ama tüylerimi diken dike ettiği sahneler oldu diyebilirim. Bu kitap bana doğayı anımsattı her bir sayfasını çevirişimde;adını hiç duymadığım onca bitki, ormanlar, arılar, tarla , ahırda bakılan büyük başlar vs. Köy ya da kasaba gibi bir yerde başlayan bir birlikteliğin ama kadının eğitimsiz - okula gitmediği halde bilgili zeki ve meraklı- adamınsa Yunanca dersleri veren bir öğretmen oluşu. Bu birliktelik bebekle taçlanınca mecburen evlenmek zorunda kalırlar ve adamın evine yerleşir. Agnes evlilikten önce üvey annesi ile geçen bir yaşamının ardından bir de kaynanası ile bir çatışma içerinde yaşam mücadelesi verir. Bildiğini okuyan, doğaya teslim Agnes için ikinci doğumdan sonra hayatı ters düz olur ve hiç bir şey planladığı ön gördüğü gibi gitmez. Hamlet’in gerçekte bilinmez ölümünü baz alarak başarıyla kurguladığı bu etkiliyi romana bir fırsat verin derim Vakitlice okumalar
İşe yarayacağını bilsem kalbimi yerinden çıkarıp ona verirdim.Bilsem ki…
“Biliyorum”
Bilmiyorsun! Sen yoktun.Judith… O çok hastaydı.Ben… ben.. ona o kadar dalmışım ki aklıma bile gelmedi…