rumeysa

İnsan varlığı aklıyla başlasa da gönlüyle soyutlar âlemine intikal etmek üzere inşa edilmiştir. Sadece insan soyuta intikal eder. Somuta çekildikçe somut yeni ihtiyaçlar doğurur. Bu ihtiyaç da parayla, zamanla alınacak metalardan müteşekkildir; en sonunda tüketim makinesi haline gelirsiniz. Soyutun karşılığı yok, piyasada satılmıyor, olsa alacağım. O, ariflerin menkıbelerinde, bir mürşidin nazarında, kadim bir şiirde, hadiste, ayette, oralarda gizli. Ruh, o hazzı alırsa bir daha somuta dönmek istemez. Eskiler “kifaf-ı nefs” der; yani nefsin gerektirdiği kadarıyla yetinmesi. Eski insanlar birçok eksiğe rağmen o eksikliği hissetmezlerdi çünkü esas eksiklik manevi eksikliktir. Modern insan manevi eksikliğini maddi eksiklik sanarak tatmini yanlış yerlerde arıyor. Birçok muhteris nefis; zamanı, parası hatta ruh sağlığıyla bunun esiri oluyor. “Alamadım”, “yapamadım”, “edemedim”; bir ömür bu minvalde şikâyetlerle geçiyor.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İngilizcede, “You are what you reject” diye bir söz var, yani “Sen reddettiğin şeysin.” Kelime-i tevhid reddetmekle, yani “lâ” diye başlıyor. Dünyevî iktidarları itiyoruz; Allah'tan başka ilah yoktur, başka bir şeyi ilah etmiyoruz. Reddedebildiğimiz, istiğnada bulunabildiğimiz kadarız. Soljenitsin’in de söylediği bir cümle var: “Ele geçirerek değil, ele geçirmeyi reddederek insan oluruz.”
Sayfa 77·Kitabı okudu
Halbuki insan bilinci ölümle yüzleştiği ölçüde açılır.
İnsanın murakabeye, iç gözleme daha çok zaman ayırması lazım belki. “Kimse ölüme ve güneşe çıplak gözle bakamaz,” der François de La Rochefoucauld. Ölüme bakmak istemedikleri için uyuşturuculara yöneliyor bazıları belki de. Çok iş, çok hız, çok seyahat...Kendini bu şekilde daha canlı hissedeceğini düşünüyor, halbuki uyuşuyor aslında, uyuşturuyor kendini.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Rızık, inancımıza göre takdir edildiği kadardır. Kazanç da öyle, nasip meselesidir. Yavaşlamak önemli. Hizmet için dahi olsa hıza teslim olmayın, kapasiteniz belli. Her hizmet iki vasfa haizdir. Biri size tatmin verir, sevaptır; biri de size bir ucub getirir, bilinir, görülür hale gelirsiniz. Ondan korunmak zordur.
Sayfa 59·Kitabı okudu