rumeysa

Her yerde ve her an ulaşılabiliyor olduğunuzda insanların emrine hazır ve nazır oluyorsunuz. O zaman tefekkür ve derinleşme anları kayboluyor. Siz bir tarafta bir kitabı okumaya çalışırken vız vız öten bir şey dikkatinizi alıyor. Kapatsanız da aklınız orada kalıyor. Bu da modern zamanda korkunç bir zihinsel sığlaşmayı beraberinde getiriyor.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Batı'nın size sunduğu imkânlar çok hoşunuza gider. Yaşamak için oraya gitmek istersiniz. Ama mühim olan şu: Müstağni kalabiliyor musunuz? Bu ciddi bir hesaplaşma. Batı sizin sinir uçlarınıza dokunuyor. O uçlar hassas. Ben de iyi bir arabaya bineyim diyorsunuz, ben de şu elbiseyi alayım, ben de şu markayı giyeyim. Varlığınızı araba, marka, elbise üzerinden inşa ederseniz bitmiştir. Egonuzun, nefs-i emmarenizin ötesinde şeyler var; kalbiniz, zihniniz, değerleriniz.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Bir yazar, “yası tutulamayan hayatlar”dan bahsediyor. Bana çok dokunaklı gelir bu ifade. Irak'ta, Afganistanda, Somali'de insanlar öldüğünde yasları tutulmuyor, onlar sadece istatistik oluyor. Beş bin kişi denizi geçmeye çalışırken boğuldu ve etkisi olmadı ama Fransa'da 30 kişi terör saldırısında öldüğünde tüm dünya aynı anda yasa boğuldu.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Bizde bir profesör, ilkokul mezunu bir adamın dizinin dibinde oturabilir. Ondan bir şey öğrenmeyi isteyebilir. Onun manevi ilminin veya nasibinin kendisinden fazla olduğunu düşünebilir. Batılılaşıyoruz ve bizlere o Batılı kibri musallat oluyor. Bir başkasının dizinin dibinde oturmayı kendimize zül addediyoruz. Daha nasipdar olduğunu düşündüğümüz insanların dizinin dibinde oturmuyoruz.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Anlamın olmadığı bir dünyada insan sıkılır. Ne için yaşıyorum, hayatımın hizmet ettiği değer nedir, hayatımın aktığı yön neresidir sorularına doğru ve tatmin edici cevaplar bulamayan insan, anlamsızlık girdabına kapılıyor, sonra onun için bitmek tükenmek bilmeyen bir can sıkıntısına dönüşüyor.
Sayfa 18·Kitabı okudu