ramazan uzun

Adına yaşama kavgası denen kavgayı, karnımızı doyurmak ve sevebilmek uğruna olduğu kadar, içimizdeki kitleyi öldürmek uğruna da veririz.Kimi koşullar altında bu kitle, bireyi bencillikten tümüyle uzak, dahası kendi yararlarına aykırı davranışlarına dek götürebilir.''İnsanlık'' , bir kavram olarak bulunmazdan ve sulandırılmazdan çok önce, kitle olarak vardı.Bu kitle vahşi coşkun, kocaman ve sımsıcak bir hayvan gibi hepimizin içinde, anasal etkilerin uzanabildiğinden çok, çok daha derinlerde bir anafor gibi kaynar.Kitle, yaşına karşın, dünyanın en genç hayvanı, en öz yaratığı, ereği ve geleceğidir.
Sayfa 500 - sel·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tarihin çok daha derinlerde yatan ve çok daha özgün nitelikteki itici gücünden, başka deyişle insanların daha yüksek bir hayvan türü olan kitle ile birleşmek ve bu kitle içerisinde kendilerini, sanki tek bir insan bile hiç yaşamamışçasına yitirmek içgüdülerinden haberleri yoktu.Çünkü okumuş kişilerdi; okumuşluk ise, bireyin kendi içindeki kitleye karşı kullandığı bir güvenlik kuşağıydı.
Sayfa 500 - sel·Kitabı okudu
Bilim, onlara körü körüne inanmayı öğretmişti. Kalıplaşmış kişiler olarak, içinde yaşadıkları dönemde çoğunlukça benimsenmiş töre ve görüşlere sıkı sıkıya bağlıydılar.Eğlenceyi seviyorlardı; herkesi ve her şeyi de bu eğlence istekleri doğrultusunda yorumluyorlardı; bu tutum, içinde yaşanılan dönemde tüm kafalara egemen olan ama verimlilikten yoksun bir moda niteliği taşıyordu.Eğlenceden anladıkları ise, geleneksel kötülüklerdi hiç kuşkusuz; bunlar hayvanların varoluşundan bu yana bireyin utanmazca bir dirençle yapmayı sürdürdüğü kötülüklerdi.
Sayfa 500 - sel·Kitabı okudu
Görüyorsunuz ya, baylar, bu dahi paranoyakla kendimizi karşılaştırdığımızda, ne kadar zavallı aptallar ve dar görüşlü kişiler olarak kalıyoruz! Biz gerçeklerin tutsağıyken o tutkuların insanı, biz hep başkalarından alınma, elden düşme deneyimlerle yaşarken o kendi deneyimlerine dayanıyor.Tıpkı dünyamız gibi, sonsuz bir yalnızlık içerisinde, kendi evreninde dolanıp duruyor.Korkmak hakkına sahip.Yörğngesini açıklamak ve korunmak için gösterdiği yetenek, tümümüzün tuttuğumuz yolları açıklamak ve gösterdiğinden daha büyük.O, duyularının yarattığı yanılsamalara inanırken bizler sağlıklı duyularımızla algıladıklarımıza kuşkuyla bakıyoruz.Aramızda bulunan bir avuç inançlı kişi ise, başkalarının binlerce yıl önce onlar için yaşamış olduğu deneyimlere sarılıyor.Bizler düşleri, kutsal sözleri- nesnelere ve insanlara göz açıp kapayana dek yaklaşabilmeyi- gereksiniyoruz ve bunları kendi içimizde bulamadığımız zaman geleneklere başvuruyoruz.Kendi yoksulluğumuz yüzünden, inanan kişiler olup çıkıyoruz.İçimizde daha da yoksul olanlar, bundan da vazgeçiyorlar.Ama ya karşımızdaki? O ayn kişilikte hem Allah'ı, hem peygamberi hem de Müslüman kişiyi birleştiriyor.Ona kronik paranoya etiketini yapıştırmamız, bir mucizeyi mucize olmaktan çıkarır mı? Bizler nasırlaşmış akıllarımızın üstünde, cimrilerin paralarının üstüne oturmaları gibi oturuyoruz.Bizim düşündüğümüz anlamda akıl, bir yanlış anlamadan başka bir şey değil.Eğer salt düşünce düzeyinde sürdürülebilen bir yaşam varsa böyle bir yaşamı sürdürebilen tek insan şu karşınızda gördüğünüz delidir.
Sayfa 494 - sel·Kitabı okudu
Meslektaşları, ona şaşkınlıkla ve kıskançlıkla bakıyorlardı.Onun düşüncelerini hemen benimsiyorlardı; çünkü büyük düşüncelerin tümü gibi bu düşüncelerde yalın ve kolayca anlaşılır nitelikteydi.
Sayfa 493 - sel·Kitabı okudu