'' Bütün savaşlar sonunda kaybedilir.İki tarafta kaybeder Nikko .Artık profesyonel askerler arasında yapılan meydan savaşlarının günü çoktan geçti.Şimdi savaşlar karşılıklı sanayi kapasiteleriyle, ülkelerin nüfusları arasında yer alıyor. Ruslar, denizler gibi akıp gelen insanlarıyla Almanları yeneceklerdir.Amerikalılarda anonim fabrikalarıyla bizi yenecekler eninde sonunda.''
Ama şibumi denilen ruh basitliğine varabilmen kuşkulu.Aramaya devam et elbette.Ama daha azını elde ettiğin zaman ona da şükretmeyi bil.Çoğumuz istediğimizden azıyla yetinmek zorundayız.
Tıpkı Japonya'ya karşı savaşan ülkelerin halkları gibi, Japon halkı da bu savaşa zorla girdiklerine, mecbur olduklarına inanmaktaydı.Pek fazla doğal kaynağı olmayan, tek serveti halkının cesareti ve kahraman ruhu olan bu küçücük ülke Japonya'nın milyonlarca Çinliye, ayrıca Amerika, İngiltere, Avusturya ve dördü hariç bütün Avrupa ülkelerinin o koca sınai gücüne karşı koyması, bu halka umutsuz bir gurur veriyordu.Aklı eren her insan, Sovyetler Birliği'nin o ezici ağırlığıyla üstlerine çörekleneceğini de bilmekteydi.
Anlatılmayacak bir niteliği tarif etme çabası.Bildiğin gibi şibumi, sıradan, o, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır.Şöyle düşün: O kadar doğru bir söz ki cesaretle söylenmesine gerek yok.O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok.Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek.İfade dolu bir sessizlik demek.Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllülük demek.Sanatta şibumi zarif bir basitliği ifade eder.