Türkiyedeki entelijansiya, durmadan halkın(!) kavrama kapasitesinden ve duruşundan şikâyet ediyor. Ama görüyorum ki onlar, ne halkı kavrama biçimini, ne de ifâde dilini biliyor. Oysa kendisini anlamadığınız birinin sizi anlayıp anlamadığını nereden bileceksiniz?
Buradan entelijansiyaya sesleniyorum; ya halkı tanıyın, ya da kendi kendinize makalenizi yazın. Mevcit hâlde aldığınız her eleştiride, sümüğünü silen küskün ve hırçın bir çocuk gibi bilgiçlik yaparak suçlamalar yağdırmaya devam edeceksiniz.
Remzi Gülek
İsimsiz kişilerin şiirlerini, özlü sözlerini yahut kimi görulerini takdir etmek ve/ ve ya ismi ile paylaşmak hususundaki isteksizlik, ne yazık ki memleketin her makam ve mertebesine sirâyet etmiş bir hastalıktır. Oysa isimsiz kişilerin kaleminden çıkanlar, bu işlerin kimsenin tekelinde olmadığını gösterir ve insanların kendilerine dokunup, kendi görülerini ortaya çikarma konusunda onları teşvik eder. Aksi halde tuhaf bir ruhban sınıfı oluşur.
Üzmeyin tatlı canınızı, ne iyi şiirler dâimâ iyi şairler tarafından yazılır, ne de her hakikâtli söz, bir bilge tarafından söylenir. Unutmayın ki, insanlık suyundan içebilenler, bir tek o ruhban sınıfından olanlar degil.
Eğer aksini düşünmeseydim, tek bir cümlemi bile paylaşmazdım.
Remzi Gülek
Savaşın iki türü vardır. Biri çıplak güce dayanan savaşlarken, digeri medeniyete dayanan savaşlardır. Çıplak güce dayanan savaşda, yalnızca savaş sanatı konuşur. Kimin gücü kime yeterse o kazanır. Ama bununla fetihler gerçeklesebilirken yönetim sağlanamaz. Bubyuzden iş, ister istemez medeniyet savaşına gelip dayanir.
Medeniyet savaşında ise düşman ne kadar güçlü olursa olsun, savaşı belirleyecek olan unsur, insan tanımıdır. Sizin hayatı ve insanı tanımlama şekliniz, ya düşmanın istediği ortamı hazırlar, ya da tüm yapıp etmelerini boşa çıkarır.
Bugün hep birlikte şıkayet ettiğimiz "dünya düzeni"nin hamleleri eğer karşılık buluyorsa, bunun sebebi budur...
Remzi Gülek