Hasan Sabbah karakterinin zekâsı ve insan psikolojisini kullanma biçimi etkileyici. Hasan Sabbah, insanları yönetmek için sadece güç kullanmıyor; onların hayallerini, korkularını ve inançlarını da kontrol ediyor.
Romanın en çarpıcı yönlerinden biri “gerçek” kavramını sorgulatması. Kitap boyunca fedailerin cennet olduğuna inandıkları şeyin aslında ustaca hazırlanmış bir kurgu olduğunu görüyoruz. Hasan Sabbah’ın meşhur “Hiçbir şey gerçek değildir, her şey mubahtır.” anlayışı romanın merkezini oluşturuyor. Kitabın dili biraz ağır olsa da karakterlerin psikolojik derinliği ve olayların felsefi boyutu okumayı değerli kılıyor. Sonuç olarak, Fedailerin Kalesi Alamut sadece tarihi bir roman değil; insan doğasını, otoriteyi ve körü körüne bağlılığı sorgulatan bir eser. Hasan Sabbah’ın başarıları değil, insanların bir fikre inanmak uğruna ne kadar ileri gidebileceklerini göstermiş..