"...Kendini gömdüğü, varlığının üzerine avuç avuç toprak attığı mezarı. Şimdi üzerinde taze güller. Kim koydu ki onları? Ölümü parlatmayı nasıl da iyi beceriyor herkes..."
Odanın camını açıyor. "Havalansın biraz." Bazı şeylerin çıkıp gitmesini istiyor, buharlaşmasını. Olmuyor. Odanın duvarlarına çarpıp döndükçe büyüyor sözcükler. Allah iki iyilikten birini versin. Cümle kelimelere, kelimeler harflere ayrılıp dağılıyor dört bir köşeye. "Ben gideyim madem, geç kalmam. Dışarıda bir iki işi halledip dönerim hemen," diyor. Kalırsa harflerin yüzüne çarpmasından korkuyor.
"Şemsiyeli kadın. Geçmişsiz ve hikâyesiz. Öncesiz ve sonrasız. Geçip gidecekler hayatından. Kimse dönüp bakmayacak arkasına. Bir şemsiyeli kadın olarak kalacak geride. Hepsi bu kadar."
"...başkaları istiyor diye kendi tutkusunu, kendi gereksinimini dikkate almadan, para, onur ve başka şeyler uğruna kendini yiyip bitiren insan her zaman budalanın biridir."