Devrim yolu şiiri
Ülkenin en sevilen tiyatro sanatçısı Huzur'un Sesi adlı sahnede Huzur Park'taki protestoları anlatan uzun bir konuşma yaptı ve direnişte hayatını kaybeden gençler için ‘Devrim Yolu’ adlı şiirini hüzünle okudu.  Faşizm kovaladı. Özgürlük kaçtı. Özgürlük direndi. Faşizm saldırdı. RoboCops, Halk Direniş Şehir Tankları kovaladı. Yoğun sisin içinde eli coplu polisler kovaladı. Gençler etrafa saçıldı. Büyük Önder öfkelendikçe konuştu, konuştukça öfkelendi. Yağmacılar şiddetle esen rüzgârla meydanlara, sokaklara savruldu. Ağaç dallarından savrulan yapraklar gibi, Şiddetli öfke sardı sokakları, caddeleri, meydanları… Gençler kaçıştı karanlık sokakların tenha yerlerine, Her biri tek tek düştüler. Farklı şehirlerin sokaklarının soğuk taş kaldırımlarında, Özgürlükleri için direndiler! Direndikçe düştüler. Düştükçe direndiler. Huzur Parkı’ndaki devrim yolunda, İlk gencin toprak zeminine düştüğü seyrek ağaçların olduğu yerde, Bütün hüzünlü kalpler tek kalpte birleşti, Ağaçların arasından geçen o devrim yolunda… Halkın yarısı ayrı, kuşlar ve her bir ağaç ayrı ayrı yas tuttu. Geride kaldı. Ağaçların gölgesindeki gençlerin fotoğrafları, Ambulans siren sesleri işitildiği vakit, Demokrasi Meyda-nı’nda… Bulutlar gözyaşlarını döktüler ağaç tepelerinin üzerlerine, Halkın yarısı ayrı, kuşlar ve her bir ağaç ayrı ayrı yas tuttu. Devrim Yolu’nun etrafına kurulan rengârenk çadırlarda bu-luşulduğunda, İşte o vakit, özgürlüğü tadan tüm ruhlar kalplerde hissedildi.
Sayfa 184 - DEVRİMİN BİRİNCİ GÜNÜ
Kitap Alıntısı
Yarımada Cumhuriyeti
Öğle vaktinde polis müdahaleleri nispeten zayıflamıştı. Çünkü gençlerin etrafı daha çok kalabalıklaşan bir topluluk haline gelmişti. Bu grup Huzur Park'a doğru ilerlerken dudaklarından tek bir slogan döküldü. “Her yer demokrasi, her yer polis!” “Her yer direniş, her yer özgürlük!” Huzur Park’a doğru yürürken bu slogan coşkuyla tek bir ağızdan, tek bir yürekten çıkıyordu. O sırada, tüm insani duygu-lardan arındırılmış olan Orantılı Polis Teşkilatına ait acımasız RoboCobs kalkanlarıyla, coplarıyla ve biber gazlarıyla uzak bir mesafeden konumlarını koruyarak Büyük Önder’e başkaldıran isyancı göstericileri tüm dikkat izliyorlardı. İkinci bir emre kadar bekleyişlerini öylece sürdüreceklere benziyordu. Aylar önce bazı bağımsız gazetelerde çıkan RoboCops projesi haberleri herkes tarafından gülünç bulunmuştu. Aşağılık muhaliflerin asılsız iddiaları o kadar komikti ki başı kesilmiş bir tavuğun şuursuzca etrafta koşturmacasına benzetmişlerdi. Belli ki bu proje IAP İktidarı ile Orantılı Polis Teşkilatı ile gizli ellerle yürütülen büyük proje bu olmalıydı. O gün gazetelerde çıkan haberdeki polislerin tarifine de oldukça uyuyor izlemini veri-yordu. Bu polisler giyindikleri koruyucu giysilerin içinde bir insana benzeseler de insani duyguları ve muhakeme kabiliyetleri yoktu. Acımasız ve gaddardılar. Felsefi bir düşünceye, özgür bir iradeye sahip değildiler. RoboCobs'un yalnızca iki görev tanımı vardı. • Kendilerine verilen emirleri koşulsuz ve başarılı bir şekilde yerine getirmek. • Yarımada Cumhuriyeti İktidarını cebren ortadan kal-dırmaya ve engellemeye yönelik bütün teşebbüslere karşı en sert biçimde müdahale edip her ne pahasına olursa olsun, protestocuların, isyancı grupların faaliyetlerini durdurmaktı.
Sayfa 88 - DÖRDÜNCÜ BÖLÜM - GENÇLİĞİN KARARLI TUTUMU
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İki Günlük Devrim
Aylar önce bazı bağımsız gazetelerde çıkan RoboCops projesi haberleri herkes tarafından gülünç bulunmuştu. Aşağılık muhaliflerin asılsız iddiaları o kadar komikti ki başı kesilmiş bir tavuğun şuursuzca etrafta koşturmacasına benzetmişlerdi. Belli ki bu proje Işık ve Aydınlık Partisi (IAP) İktidarı ile Orantılı Polis Teşkilatı ile gizli ellerle yürütülen büyük proje bu olmalıydı. O gün gazetelerde çıkan haberdeki polislerin tarifine de oldukça uyuyor izlemini veriyordu. Bu polisler giyindikleri koruyucu giysilerin içinde bir insana benzeseler de insani duyguları ve muhakeme kabiliyetleri yoktu. Acımasız ve gaddardılar. Felsefi bir düşünceye, özgür bir iradeye sahip değildiler. RoboCobs'un yalnızca iki görev tanımı vardı.  Kendilerine verilen emirleri koşulsuz ve başarılı bir şekilde yerine getirmek.  Yarımada Cumhuriyeti İktidarını cebren ortadan kaldırmaya ve engellemeye yönelik bütün teşebbüslere karşı en sert biçimde müdahale edip her ne pahasına olursa olsun, protestocuların, isyancı grupların faaliyetlerini durdurmaktı.
Sayfa 88 - Amansız RoboCops...
Kitap Alıntısı
‘’ROBOCOPS’’ AMANSIZ DİRENİŞİ
Orantılı Çelik Kuvvet Polislerinin gençlere olan müdahale şekli de değişmişti. Polisler, park ve meydanlarda artık insanları değil, kitapları kovalıyordu. İçlerinden çok az polis onurlu bir şekilde mesleğini bırakmıştı. Park ve meydanlarda polislere kitaplarla yakalanan gençler apar topar gözaltına alınmaya başlanması çok uzun sürmemişti. Okul ders kitapları, aşk romanı kitapları, korku ve gerilim romanı kitapları, fantastik macera romanı kitapları ile yakalanan gençlerin sorgusu diğerlerine göre daha kısa sürüyor ve kırk sekiz saat içinde polis karakolundan çıkıyordu. Ancak felsefe, tarih ve siyasi kitaplar gibi kitaplarla gözaltına alınan gençlerin akıbetinden uzun bir süre haber alınamıyordu. İki Kıtalı Şehir, Başşehir Angora ve Smyrna şehrinde özel polis karakolları kuruldu. İki Kıtalı Şehir’deki polis karakolu, Otuz Dördün-cü Karakol, Başşehir Angora’daki polis karakoluna Altıncı Karakol ve Smyrna Şehri’ndeki polis karakoluna Otuz Beşinci Karakol olarak adlandırıldı. Aslında bu polis karakolların adları dışında pek de bir değişiklik yoktu. Aynı üniformalı polisler görevlerini sürdürüyor ve aynı binalar her zamanki yerlerinde duruyordu. İki Kıtalı Şehir’deki polis karakolu ve diğer karakollar herkesin bildiği oldukça korkulan yerlerdi. Siyasi suçlardan yakalanan insanlar bu karakolların karanlık odalarında sorguya alınıyordu. Suçlular savcının, avukatın, mahkeme salonunun ve hâkimin karşısına çıkmadan önce neden korkuyordu? Yani her şeyden önce! Suçluları asıl endişelendiren şey, aslında ilk kez yüzleşecekleri o karanlık sorgu odasıydı. Sanki insanların gözünde bu polis karakollarında sadece siyasi suç işleyen insanlar ağırlanıyormuş gibi kaygı vardı. Ama siyasi suç işleyen insanların gitmek istemeyeceği tek yerdi. Özellikle Otuzdördüncü Polis Karakolu hakkında
Sayfa 165 - Beşinci bölüm
Kitap Alıntısı
RoboCops....
Polislerin radarına yakalanan tek tük çevrede dolaşan insanlar bile tekme tokat dövülerek gözaltına alınıyordu. Bu hususta RoboCobs’un tek kriteri vardı: İnsanların genç bir bedene sahip olmaları yeterli sebepti. Kategorize edilen bu insanların eylemlerinden çok dış görünüşlerine göre yargılanıyor ve sokak ortasında cezalandırılıyordu. RoboCobs'un zihninde resmedilen yağmacı profili açıktı.
Sayfa 102 - Beşinci bölüm
Kitap Alıntısı
Eyvallah Pub' da çalışan genç
Erkan, sözlerine tekrar şöyle devam etti: “Novella ile sohbet ederek Demokrasi Meydanı’na doğru yürümeye başladık. Turist kadın bana “Polislerin derdi nedir?” diye sorduğunda, ben de kısaca durumu açıkladım. Halk polislere Orantılı Çelik Kuvvetleri ve RoboCops diye hitap ediyorlar ama ben, onlara Hükümet’in muhafızları (The Government's guards) adını verdiğimi söylediğimde, bir anda duraksayarak bana baktı ve başını hafifçe sallayarak bir söz etmeden tekrar yürümeye başladı. Bir süre yürüdükten sonra Novella, tekrar bana dönerek tüm samimiyetiyle “Üzgünüm.” dedi. Meydana da oldukça yaklaşmıştık ama etrafta çok sayıda polis olmasına rağmen göstericiler yoktu. Belli ki dağılmışlardı. Sonunda Demokrasi Meydanı’na geldiğimizde, Huzur Park’ın çevresi polis bariyerleri ile çevrilmişti. Polisler gruplar halinde dolaşıyordu. Meydan çok sessiz ve sisliydi. Meydan tam bir cadılar bayramını andırıyor gibiydi. Polislerden başka kostümle dolaşan kimse de yoktu. Polisler şüphelendikleri kişilere sadece iki seçenek sunuyordu: Biber gazı mı? Yoksa cop mu?” Bu sözlerin ardından Umut ve Özgür’ü bir gülme tuttu gitti. Kendilerini gülmekten alıkoyamadılar. Uzun süre güldüler. Özgür, "Tamam tamam, devam et sen!" dedi ama o hâlâ gülüyordu. Yüzü artık gülmekten kızarmıştı. Erkan devam etti: “Demokrasi Meydanı’ndan hemen hızlı adımlarla Güven Caddesi’ne doğru yürüdük. Huzur Park’ın karşındaki cadde işte! Yani dört yıldızlı otellerin sıklıkla bulunduğu cadde… Ve burada polislerle karşılaşmadan Novella’nın kaldığı The Drunks Center Hotel’e yöneldik. Otelin önünde Novella ile bir süre birlikte sohbet ettikten sonra vedalaştık. Turist kadın sağ salim oteline giriş yaptı.” Gülümseyerek, “Gerçekten iyi bir hikâyeymiş. Bu arada turizm sektörünün neden ilerleyemediğini anlamış bulunuyoruz.” dedi
Sayfa 181 - Altıncı bölüm - İki Günlük Özgürlük / Devrimin birinci günü
Kitap Alıntısı