Roboski, Kürdün yüreğinde kapanmayan bir yaradır.
Ne zaman dağlara baksa kanar,
ne zaman bir çocuk gülse sızlar.
Çünkü Roboski, yalnızca toprağa düşen bedenler değildir;
Roboski, inkârın, cezasızlığın, suskunluğun
yıllardır kanattığı bir vicdandır.
O gece Kürtçe susturuldu gökyüzü.
Ana diliyle ağlayan annelerin sesi
dağlara çarpıp geri döndü.
“Evladım” dediler,
ama cevap veren olmadı.
Devletin kulakları sağır,
vicdanı o gece izinliydi.
Roboski’de öldürülenler
birer “yanlış” değildi.
Onlar yoksulluğun çocuklarıydı.
Sınırı aşan umutları vardı sadece;
silahları değil,
gelecekleri vuruldu.
Kürt, ölümü iyi tanır.
Ama bu ölüm başkaydı.
Bu, bilerek görmezden gelinen,
bilerek hesabı sorulmayan bir ölümdü.
Bu yüzden Roboski,
bir mezarlık değil yalnızca,
bir mahkeme salonudur aslında.
Sanıkları belli,