Hareket sonuca yol açmıyorsa onu neden yapıyorsuz?... ÇOĞUMUZ ELEŞTİREDEN KAÇINMAK KONUSUNDA UZMANIZ. GÖZ ÖNÜNDE BAŞARISIZ OLMAK YA DA ELEŞTİRİLMEK İYİ GELMEDİĞİ İÇİN BUNUN OLABİLECEĞİ DURUMLARDAN KAÇINMAYA ÇALIŞIRIZ. Ve eyleme geçmek yerine hareket halinde kalmakla yetinmemizin en büyük nedeni budur: BAŞARISIZLIĞI GECİKTİRMEK.
Değişim için optimal planı -kilo vermenin en hızlı yolunu, kas yapmak için en iyi programı, bir yan uğraş için en iyi fikri ararken batağa saplanmak kolaydır. En iyi yaklaşımı çözmeye o kadar çok odaklanırız ki bir türlü eyleme geçemeyiz. Voltaire’in dediği gibi, “ En iyi, iyinin düşmanıdır.”
Kötü alışkanlıklar otokatalitiktir: Süreç kendi kendini besler. Uyuşturmaya çalıştıkları hisleri büyütürler. Kötü hissettiğiniz için abur cubur yersiniz. Abur cubur yediğiniz için kötü hissedersiniz. Televizyon seyretmek kendinizi miskin hissetmenize neden olur, bu yüzden başka bir şey yapacak enerjiyi bulamadığınız için daha fazla televizyon izlersiniz. Sonuç hızla aşağıya doğru inen, kontrolden çıkmış bir sarmardır.
Tuvalete gitmek ellerinizi yıkamaya ve kurulamaya yol açar, bu size kirli havluları çamaşır sepetine atmanız gerektiğini hatırlatır, bu sayede çamaşır deterjanını alışveriş listenize eklersiniz vb. Hiçbir davranış tek başına gerçekleşmez. Her eylem bir sonraki davranışı tetikleyen bir işarete dönüşür.