Merhaba! Bu günün konusu; kitabı yaşamamızı sağlayan, kelimeleri yalnızca anlamını değil verdiği hissi de koruyarak aktaran Çiğdem Erkal Yeşilbadem'in mükemmel Yüzüklerin Efendisi çevirisi. Aynı zamanda Şiirlerin çevirisini de yapan Bülent Somay'ın adını da anmak gerek. Çeviride adaptasyonun ne kadar önemli olduğunu gösterdiler bizlere.
Çiğdem Erkal İpek’in anlattığına göre, Tolkien’in “Yüzüklerin Efendisi” çevirisi tam bir maceraydı—ikna süreci yayıneviyle başladı; özellikle “Elrond Divanı” bölümünü çevirerek eserin çevrilebileceğini kanıtlamış. 1995 yılında, İzmir’deki Kızlarağası Hanı’ndaki sahaf dükkanında her gün çalışarak yaklaşık iki yıl içinde tamamladığını söylüyor.
“Sözlük, disiplin, sevgi” gibi unsurların önemine vurgu yapıyor; sözlük kullanımının çevirinin can damarı olduğunu belirtiyor .
Tolkien’in yarattığı terimleri Türkçede karşılıksız bırakmayıp, ruhunu yansıtan yeni kelimeler üretme konusunda ne kadar titiz olduğunu—örneğin “Kuyutorman” gibi—gösteriyor. Bu terimi bulmanın bir haftasını aldığını da aktarıyor .
Rivendell (Ayrıkvadi) kimi baskılarda yanlışlıkla ‘Yarmavadi’ olarak da geçmiş; bu da düzeltme sürecinde gözden kaçan ufak tefek hataların yaşanabildiğini gösteriyor.
Kuyutorman gibi başarılı terim yaratımı hakkında şöyle diyor:
“Teslim olmadan, teslim alınmaz... Ona teslim olursanız, onu teslim alırsınız! Onun frekansından başlarsınız aktarmaya.”
Bu sözler, çevirinin yalnızca dilsel dönüşüm değil, aynı zamanda duygusal ve ruhsal bir aktarım olduğunu vurguluyor.
Okurlar da çeviriyi takdir etmiş; birkaç örnek:
“Düzgün ve güzel Türkçesi, Bülent Somay’ın editörlüğü ile pekişerek ortaya oldukça güzel çeviri kitaplar çıkarmış…”
__“...çevrisiyle devleşen kadın... Türkçe edebiyat çevirisinde bugüne kadarki en yetkin çevirilerden birine