Filistin’i kişisel bir mesele hâline getirip her yerde, her platformda bunun üzerinden konuşanların Rojava söz konusu olduğunda susması tesadüf değildir. Bu suskunluk cehaletten çok, bilinçli bir tercihtir. Çünkü burada mesele gerçekten mazlum olmak değil; kimin mazlum sayılacağına karar verme yetkisini kendinde görmektir. Ne hakla hangi sıfatsızlıkla ?
Aynı siviller ölürken, aynı çocuklar yerinden edilirken, aynı hayatlar paramparça olurken vicdanın bir yerde çalışıp başka bir yerde durması hangi dinin bir gereğidir ? Mazlumiyet kimliğe, inanca ya da politik aidiyete göre değişiyorsa bu artık vicdan değil, seçici bir ahlaktır tabi ne kadar ahlaki görülebilirse .
Zulme karşı olmak evrensel bir ilke değil de, uygun gördüğün taraflar için geçerliyse ki içini öyle bir dolduruyorlar ki gördüğün vakit zulme susan biri değil dersin fakat ortada vicdan yoktur, sadece propaganda vardır. Rojava için susanların Filistin için attığı sloganlar bu yüzden inandırıcılığını kaybediyor gözümde .
Vicdan, işine geldiği zaman hatırlanan bir lüks değildir. En müslüman olunan bir durum da değildir ...