Filistin’de yaşanan zulme karşı ses yükselten birçok Müslüman, dünyanın başka bir coğrafyasında, Rojava’da zulüm gören Kürt halkı söz konusu olduğunda neden aynı duyarlılığı göstermiyor? Bu soru, sadece siyasi değil; ahlaki ve vicdani bir sorgulamayı da beraberinde getiriyor. Filistin meselesi, uzun yıllardır İslam dünyasında ortak bir dava olarak görülüyor. Mescid-i Aksa’nın kutsiyeti, işgal gerçeği ve sivillere yönelik saldırılar, Müslümanların kalbinde güçlü bir karşılık buluyor. Ancak zulüm yalnızca kutsal mekânların olduğu yerlerde yaşandığında mı zulüm sayılır? Mazlumun kimliği, dili ya da siyasi konumu, ona gösterilecek tepkinin şiddetini belirlemeli midir? Rojava’da yaşananlar söz konusu olduğunda sessizliğin birkaç nedeni olabilir. Öncelikle bilgi eksikliği ve tek taraflı anlatılar önemli bir etkendir. Bölge, karmaşık aktörlerin ve çıkar çatışmalarının merkezinde yer aldığı için birçok insan neye inanacağını bilememekte, bu da suskunluğu beraberinde getirmektedir. İkinci olarak, Kürt meselesinin bazı çevrelerde siyasi bir tehdit olarak kodlanması, insani boyutun geri plana itilmesine yol açmaktadır. Zulüm, etnik ya da politik etiketler üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılabilmektedir. Bir diğer neden ise “bizden olan–olmayan” ayrımıdır. Ne yazık ki kimi zaman ümmet bilinci, sadece belirli coğrafyalarla ve anlatılarla sınırlı kalmakta; Müslüman olan ama farklı bir kimliğe sahip halkların yaşadığı acılar yeterince sahiplenilmemektedir. Oysa adalet, seçici değildir. Zulme karşı duruş, failin ya da mağdurun kimliğine göre değişiyorsa, bu duruşun ahlaki temeli zayıflar. Tutarlı bir vicdan, Gazze’deki çocuğun acısıyla Rojava’daki sivilin acısını ayırmaz. Gerçek adalet anlayışı, sadece bize yakın olana değil, haksızlığa uğrayan herkese ses vermeyi gerektirir.
Filistin
Filistin ile rojava'yı kıyaslamak.... Ölü ile diriyi kıyaslamak gibidir Elinizde onca masum kanı varken oradan size bir acıtasyon çıkmaz İla cehenneme zumera...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gazze’den Halep’e: Zulmün Coğrafyası Yok Yirmi birinci yüzyıl, insanlığın bilimsel ve teknolojik ilerleme bakımından büyük mesafeler kat ettiği; buna karşın ahlaki, vicdani ve insani değerler açısından ciddi bir erozyon yaşadığı bir dönem olarak tarihe geçmektedir. Bugün Filistin’de, özellikle Gazze’de; Irak’ta, Suriye’de, Halep’te, Rojava’da, Sudan’da (özellikle Darfur’da), Doğu Türkistan’da ve dünyanın birçok bölgesinde yaşanan sistematik zulümler, insanlık onurunun küresel ölçekte ağır bir saldırı altında olduğunu açıkça göstermektedir. Bu tablo karşısında asıl mesele, zulmün varlığı kadar; zulme karşı geliştirilen tepkilerin seçici, parçalı ve çifte standartlı oluşudur. Vicdanın coğrafyaya, kimliğe ve çıkarlara göre daraltıldığı her yaklaşım, adaleti zayıflatmakta ve zulmü kalıcı hâle getirmektedir. Oysa zulüm, tarih boyunca tek bir ırka, dine ya da millete ait olmamıştır; bugün de farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde tezahür etmektedir. Filistin ve Gazze’de uygulanan abluka, yoğun bombardımanlar ve sivil yerleşim alanlarının sistematik biçimde hedef alınması, açık bir kolektif cezalandırma pratiği olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğu Türkistan’da ise etnik, kültürel ve dini kimliğe yönelik sistematik baskılar, çağdaş dünyanın en karanlık insan hakları ihlallerinden biri olarak sürmektedir. Sudan’da, özellikle Darfur bölgesinde yıllardır devam eden çatışmalar, etnik temelli şiddet, zorunlu göçler, açlık ve kitlesel katliamlar; uluslararası toplumun büyük ölçüde sessiz kaldığı bir başka derin insani trajediyi gözler önüne sermektedir. Burada yaşananlarda yalnızca bir iç çatışma değil; sivillerin sistematik biçimde hedef alındığı ağır bir insanlık suçudur. Irak’ta uzun yıllar süren işgaller, iç çatışmalar ve siyasi istikrarsızlık; ülkenin birçok bölgesinde
1000Kitap
"Ne çok isterdim tek bir çocuğun ahının koskoca devletleri tuzla buz etmesini, orduları bozmasını, ölüm kusan savaş uçaklarını düşürmesini. Ama elimizden bir şey gelmiyor. Kahrolarak yaşıyoruz. Benim tek pusulam vicdandır. Vicdanı olmayan her insan Nazi'dir." #rojava
Coğrafya kaderdir ve bazı çığlıklar sessizdir. #rojava
Rojava-Filistin-Sudan-Doğu Türkistan
“Kelebeklerin bile çocuklardan daha uzun süre yaşadığı bir coğrafyada size hangi şiiri yazayım...” Ahmed Arif
Alıntı