Bahçıvan ve Ölüm, benim için yazarını ilk kez okuduğum bir kitaptı. Yazar hakkında önceden hiçbir bilgim yoktu. Kitabın popülerliği, her yerde karşıma çıkan alıntıları ve incelemeleri beni meraklandırdı ve okumak istedim.
İlk 50–70 sayfa güzeldi. Özellikle yas sürecini anlatması, sevdiğimiz birini kaybettiğimizde ruhumuzda oluşan o derin yaraları göstermesi hoşuma gitti. Ölen kişinin değil, onun arkasında kalan kişinin yas sürecini anlatması beni etkiledi. Yakın zamanda sevdiğim birini kaybettiğim için aynı duyguları ben de yaşadım. O boşluğu, hüznü, kederi çok güzel anladım ve kitaptaki bölümler bana geçti.
Kitabın dili basitti, akıcıydı ve okunması kolaydı. Ama bazı yerlerde çok tekrar ediyordu, bu da beni rahatsız etti. Bir şey verildikten sonra sürekli tekrar edilmesinden hoşlanmıyorum. 70–80 sayfalardan sonra kitapta o sürükleyicilik gitti, bitsin diye kendimi zorladım. Bu yüzden çok sevemedim.
Genel olarak kitap güzeldi, bazı yerleri düşündürdü, hüzünlendirdi ama “wow” diyebileceğim bir kitap değildi. Alıntı yapabileceğim, derinlemesine düşünebileceğim bir kitap değil. Sadece yas sürecini anlatması güzeldi, basit bir kitap, herkes okuyabilir.