"-Zavallı kadınlar !" Dönemin günlük yaşamı, töresi, adeti diyerek okurken içim içimi yiyen; sonunu bilerek, yine de en kötüsünün olmaması için ümit ederek devam ettiğim; İkbal'in abisi ve olayların aslında oldukça dışında gibi görünen fakat İkbal'in kanının en azından yarısını o sözde saf büyüklüğünde taşıyan Ahmet Sevki Efendi'nin de ortak olduğu bir dizi yanlış karar sonucu gelinen yerde, bir de şu cümleyi okumak gerçekten içime bir taş oturtuyor. Evet, zavallı kadınlar değil mi !
İki erkeğin bir yanlış kararı sonucu, yine bir erkek tarafından "zavallı" bulunan bir kadının ölümü.... Dün de acı çekmiş, bugün de acı çeken kadınlar... Yarın acı çekmesinler...
"Güzel yaratılmış ama çirkin yaşamayı seçmişti insanoğlu. Hatta kendi kusurlarını görmezden gelip, hayatını sadeliğiyle güzelleştiren insanların bahçesine giriyor, çiçeklerini talan edip camlarını taşlıyordu. Oysa elinde bir meyve fidanıyla komşusunun bahçesine girse ilerde o ağacın gölgesinde kendisi de faydalanacaktı ama işte ahmaklık böyle bir şeydi"
"Hem aşkı hoş karşılamak ve iyi ağırlamak gerekti. Çok kıymetli ömürlük bir misafirin gelişine nasıl hazırlık yapılıyorsa öyle karşılanmalıydı aşk. Kalbin dört odasından manzarası en güzel olanı bu misafir için özel olarak tasarlanmalı, içine sultanlara layık sırça köşkler yapılmalı ki gelince bir daha gitmek istemesin aşk."