Fatma Koçak, bir alıntı ekledi.
16 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

15. Yüzyılda bütün Türk tarihi âdeta bu imparatorluğun kuruluşunu doğurmak için gelişmiş gibidir. Yani nasıl ki Rönesans bir yerde Batı medeniyetinin bütün esi köklerinin kristalize edildiği bir dönem ise, aynı dönemde 15.yüzyıl da Türk dünyasının, Şark dünyasının bütün elemanlarının, bütün oluşumlarının âdeta kristalize olduğu bir dönemdir.

Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek, İlber OrtaylıOsmanlı'yı Yeniden Keşfetmek, İlber Ortaylı
Fatma Koçak, bir alıntı ekledi.
17 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Fatih bir rönesans senyörüdür. Rivayetler kendisinin çok lisan bildiği etrafındadır. Bu boş bir söz değildir. Mesela Trapezuntus, Giacomo Languschi diyor ki; Onun kadar Helen kaynaklarını iyi okuyan yok.

Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek, İlber OrtaylıOsmanlı'yı Yeniden Keşfetmek, İlber Ortaylı
Fatma Koçak, bir alıntı ekledi.
17 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

İstanbul’un fethi büyük bir olaydır. Bu sadece Türkler’in milliyetçi tarih şuuru açısından dolayı böyle değerlendirilen bir olay değildir. Malesef üzerinde yeterince durulmuyor. İstanbul’un fethi ateşli silahların ve modern askerî tekniklerin kullanıldığı Rönesans tipi bir savaşın doruğundaki bir olaydır.

Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek, İlber OrtaylıOsmanlı'yı Yeniden Keşfetmek, İlber Ortaylı
emre er, bir alıntı ekledi.
18 saat önce

floransa katedrali
floransa, rönesans' ın en zengin şehir devletlerinden biri olarak, olağandışı boyutlarda bir binayı finanse edecek durumdaydı. filippo brunelleschi' nin inşaat bittikten sonra tasarlanan cüretkar kubbesi mühendislikte devrim yaratan bir başarıydı. kubbe modern katedral tasarımının en önünde yer alır. dünyanın dördüncü büyük katedralidir.

Mimarlık, Kolektif (Sayfa 170 - ntv yayınları)Mimarlık, Kolektif (Sayfa 170 - ntv yayınları)
Hakan YILDIRIM, bir alıntı ekledi.
Dün 00:38

Rönesans...
"Nitekim Rönesans da, tarihin falan yılı ve falan memlekette başlayan vakalar geçidi olmaktan çok öyle bir uyanış ve silkinişin sembolüdür ki hangi millet, uzun bir Ortaçağ kâbusu içinden düşünce hürlüğü ve hakikat ihtirasiyle sıyrılmayı başarırsa orada yeni bir Rönesans'ın başladığını pekâlâ ilân edebiliriz."

İnsani Vatanseverlik, Hilmi Ziya Ülkenİnsani Vatanseverlik, Hilmi Ziya Ülken
Döngüsel, Daha'yı inceledi.
21 May 09:09 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Hakan Günday Daha kitabı, yazarın Doğan Kitap tarafından yayınlanan sekizinci kitabıdır. 2000 yılında yayınlanan Kinyas ve Kayra kitabıyla adından söz ettiren yazar, 2002 yılında Zargana, 2003 yılında Piç, 2005 yılında Malafa, 2007 yılında Azil, 2009 yılında Ziyan ve 2011 yılında Az kitaplarını yazmıştır. İlk baskısı 2013 yılında yapılan Daha romanı 417 sayfadır. Eleştirmenlerce yazdıklarının türü yer altı edebiyatı olarak kabul edilse de, yazar kendini herhangi bir türe sığdırmayı kabul etmiyor.

Hakan Günday Daha kitabı, Arthur Rimbaud’dan bir alıntıyla başlıyor: “Dayanılmaz olan tek şey, hiçbir şeyin dayanılmaz olmamasıdır” diyor Rimbaud. Bu cümleyi anlamaya vakit bulamadan kendimizi Gaza’nın hazmedilmesi zor yaşamının içinde buluyoruz.

İlk bölüm: Sfumato

Kitap, her biri Rönesans dönemindeki resim tekniklerinin biriyle isimlendirilen 4 temel bölümden oluşuyor. Bu bölümlerle, romanın kahramanı Gaza’nın ruh hali arasında bir bağlantı kuruluyor. İlk bölüm olan Sfumato bir tür gölgelendirme tekniği olup aydınlıktan karanlığa geçişi ifade etmek için kullanılır. Bu bölümde, Gaza’nın Afganistan’dan Avrupa’ya kaçak göçmen taşıyan babasıyla ilişkileri anlatılıyor. Gaza’nın annesi onu doğururken ölmüştür ve Gaza, daha doğduğu anda hayatın karanlık yüzüyle karşılaşmıştır. Kitaba ismini veren Daha, göçmenlerin bildiği tek kelimedir. Ayrıca Gaza’nın babasının isminin tersten okunuşudur: Ahad.
İkinci bölüm: Cangiante

İkinci bölüme ismini veren Cangiante; gölgelendirme yapılırken renklerin daha açığının ya da daha koyusunun oluşturulamadığı durumlarda başka bir renge geçmeyi ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu bölümde Gaza, babasına annesiyle ilgili sorular sorar, fakat bu sırada babasının kullandığı göçmen dolu kamyon kaza yapar. Kitabın beni en çok etkileyen bölümlerinden biri de bu kazadır. Gaza, cesetlerle dolu bir çukurda günlerce kalmak zorunda kalır. Hayatta kalmak için verdiği mücadelede deliliğin sınırlarını zorlar.
Üçüncü bölüm: Chiaroscuro

Chiaroscuro, ışıkla karanlığın zıtlığını vurgular ve birbirlerinden keskin bir şekilde ayrılmalarını ifade eder. Kaza sonrası geçirdiği travma nedeniyle akıl hastanesine yatırılan Gaza, insanlara dokunma konusunda ciddi sorunlar yaşar. Kalabalık içine çıkamaz, eldiven olmadan biriyle el sıkışamaz.
Dördüncü bölüm: Unione

Unione, renklerin buharlaşarak birbirine karışmasını ifade eder. Sfumato’dan farklı olarak Unione’da renkler canlı ve parlaktır. Çocukluğunu yaşamadan bir göçmen tacirine dönüşen Gaza, Afganistan yolculuğunda insanları linç etmeye başlar, daha sonra ise içindeki suçluluk duygusundan arınmak için ölüme gider.
Hakan Günday Daha Kitabı İncelemesi

Gaza, kitabın kahramanı, 9 yaşında. Ve bu yaşta hayata dair öğrenmemesi gereken ne varsa hepsini yaşamış. Çok erken bir yaşta atılmış hayata, çok zeki bir çocuk. İnsan kaçakçılığı yapan babasının yanında çalışan bir çırak o.

Gaza, her şeyden nefret ediyor. İnsanı öldürenin, yaşadığı koşullar değil sadece kendisi olduğunu söylüyor. Göçmenlerden, göçmenlerin depoda tükettikleri hayattan, hayatta kalabilmek adına içlerindeki en güzel kızı yem olarak Gaza’ya sunmalarından, her şeyden nefret ediyor. Ve babasından, ona benzemekten deli gibi korktuğu babasından, en çok önemsenmek istediği kişi olan babasından nefret ediyor.

Hakan Günday’ın duygulara bu kadar yoğun temas edebilmesi, özellikle nefreti, acıyı, kini, mutsuzluğu bu kadar derinden hissettirebilmesi, beni kitaplarına bağlayan başlıca özellik. Kimi yorumcular bunu abarttıp süslü ifadelerle popülerleştirmeye çalıştığını iddia etse de bu, onu itici olmaktan ziyade daha da okunabilir kılıyor.

Keyifli okumalar.

TC Neslişah Özbay, bir alıntı ekledi.
20 May 17:59

AYDINLANMA FELSEFESİ NEDİR?
Feodal düzen içinde yavaş yavaş gelişerek iktisadi ve sosyal alanda üstünlüğü ele geçiren sınıfın
burjuva sınıfı olduğunu daha önceleri belirttik. İşte maddi temellere dayanan bu olay, yeni bir sosyal
sınıfın ortaya çıkarak siyasi iktidara adaylığını koyması olayı, her zaman olduğu gibi, yeni bir dünya
görüşü, yeni bir felsefe, yeni bir iktisadi ve sosyal doktrini de beraberinde getirmiştir. İşte
burjuvaziye özgü bu genel dünya görüşüne “Aydınlanma Felsefesi” diyoruz.
İlkçağda Yunan Aydınlanmasının merkezi Atina idi. 18. yüzyıl Aydınlanması ise bütün
Avrupa’ya yayılmış olan bir fikir akımıdır.
Aydınlanma felsefesi önce İngiltere’de başlamış; oradan Fransa’ya geçmiş ve çok radikal bir
nitelik kazanmıştır. Almanya’ya da kısmen Fransa yoluyla, kısmen de İngiltere’den gelen bu akım,
Avrupa’nın bu üç büyük ülkesinde bunların sosyo-politik özelliklerine uygun şekiller almıştır.
Aydınlanma felsefesi, İngiltere’de daha çok deneyci, Fransa’da daha çok akılcı, Almanya’da ise daha
çok mistik-akılcıdır...
Aydınlanma felsefesinin dayandığı ilkeler, yalnızca burjuvaziye değil, bütün insanları kapsayan,
eski düzenden yana olanlara karşı (asiller, rahipler) bütün insanların mutluluğunu amaç edinmiş
görünen ilkelerdir. “Hürriyet”, “ilerleme”, “insan değeri” gibi kavramlar, bütün insanlığı hedef
tutmaktadır. İnsanın özü gereği bir değer olduğu, burjuva felsefesinin temel ilkesidir.
Aydınlanma felsefesinin amacı, peşin yargıları yıkmaktır. Aydınlanma felsefesi akla, doğaya,
insanın mutluluğuna aykırı tüm peşin yargılara, boş inançlara karşıdır...
Aydınlanma felsefesi, her şeyden önce, Katolik dinin getirdiği peşin yargılara karşı çıkıyordu...
Dinin getirdiği peşin yargıları ortadan kaldırmak otomatik olarak siyasi peşin yargıları da söz
konusu etmek, zayıflatmak anlamına geliyordu. Bu peşin yargılara karşı çıkışın kökleri, Rönesans ve
Reform hareketlerine dayanmaktadır.
(Murat Sarıca, Fransız İhtilali, İstanbul, 1970, s. 30-33

Uygarlık Tarihi, Server TanilliUygarlık Tarihi, Server Tanilli
Coolllcocug, Assassin's Creed - Rönesans'ı inceledi.
19 May 16:26 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitap eski tarihte ki bir savaşcinin hikayesini anlatmaktadir ve çok efsane ve etkileyici bir kitaptir hem.film hemde oyunu yapilmiştir ben ikisinde etkiledim okumak isterseniz sevdiğim kitaplardan birisi

Gülce, bir alıntı ekledi.
18 May 11:46 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Canım Aytmatov...
"Aşk, her canlı için bir ruh ihtilalidir! Çünkü onun yaktığı her şey, aynı zamanda bir rönesans, bir yeniden doğuştur!"

Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov (Ötüken Neşriyat Yayınları)Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov (Ötüken Neşriyat Yayınları)
Rabia Polatbilek, bir alıntı ekledi.
17 May 12:42 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Mona Lisa artık seni tanıyoruz! Rönesans bitti!
1911'de bir badanacı tarafından müzeden çalındığında yüzlerce ziyaretçi kuyruklar oluşturup bıraktığın boşluğu görmek istemişler, tablo bulunup geriye döndüğünde bike böylesi bir ilgiyle karşılaşmadığını fark eden sosyologlar ve psikologlar şaşkınlıklarını gizleyememiş, yokluğunun varlığından, gölgenin ışığından değerli oluşunu bir türlü açıklayamamışlardı.

Makyaj Yapan Ölüler, A. Ali Ural (Sayfa 40)Makyaj Yapan Ölüler, A. Ali Ural (Sayfa 40)