Fatih eğer on sene daha yaşamış olsaydı, dünya tarihi büsbütün başka bir şekle girmiş olurdu. Büyük Türk'ün ölüm haberi üzerine geniş bir nefes alan Avrupa Hıristiyan aleminin bütün kiliselerinde şükür duaları yapılmış olması, işte bundandır.
Dünya ağırsıklet boks şampiyonu Muhammed Ali'yi Harvard'lı öğrenciler mezuniyet konuşmasına davet ediyorlar. Konuşması bitiyor. Öğrenciler "Şiir şiir!" diye tempo tutuyor. Akıllarında, Ali'nin meşhur "Kelebek gibi uçar, arı gibi sokarım," söz leri. Hemen şiir yazıyor. Belki dünyanın en kısa şiiri." "/I We", "Ben/Biz." Ben olma pahasına biz olmayı unuttuk. Rönesans'la, Aydınlanma'yla, bilimin Tanrı'dan ayrılmasıyla, 1600'lerde ben olmayı keşfettik. Her şeyi sorgulayabilirken kellelerin eskisi gibi uçmayacağı günlere yol alındı. Ve işte o "ben" alıp başını gitti. Tanrı'sından kopan insan haddini bilmeyi unuttu.
Türkler olmadan hiçbir önemli Avrupa devletinin milli tarihi incelenemez. Hiçbir Orta Doğu ülkesinin, hiçbir Rus-Slav ülkesinin milli tarihi ve kimliği Türkler hesaba katılmadan anlaşılamaz. Bu Orta Çağ'ların derinliklerinden başlar ve yakın zamanlara kadar devam eder. Türkler olmadan Orta Çağ olamaz, Rönesans olamaz, Birinci Dünya Savaşı olmaz ve anlaşılamaz. Bu hususun üzerinde önemle durulmalı ve açıktır ki Türk cepheleri incelenmeye başlandıktan sonra Batı dünyası Birinci Dünya Savaşı'nı daha doğru anlamaya ve nitelikli olarak yazmaya başladı.
Fatih bir rönesans senyörüdür; Doğu'nun ve Batı'nın efendisi bir entellektüeldir. Bernard Lewis bir sohbetinde adnan adıvar için "İki dünyayada aitti"der; bu söz Fatih için Rönesans devrinde de geçerlidir.
"Rönesans hekimi mesleki zorunluluk gereği zooloji ve anatomi eğitimi alarak, ayrıca matematiği ve göksel etkileri çıkarsayabilmek için astronomiyi, Aristoteles'i, Hipokrat'ı ve Galen'i okuyabilmek için eski dilleri, hastalıkların nedenini öğrenmek için fizik ve metafiziği, ilaç yapabilmek için botanik ve simyayı bilmek zorundadır."
Fatih 21 yaşında İstanbul'u Rönesans tekniğiyle savaşan bir ordu ile aldı. Ateşli silahları, çağdaşları arasında o ve kurmayları kadar etkili bir biçimde kullanan yoktu.