"Barok" terimi aslında 'biçimsiz inci' anlamındaki bir sözcükten gelme. Barok sanatın tipik özelliği, daha sade ve uyumlu olan Rönesans sanatının tersine, çok zengin ve gösterişli, kontrast dolu biçimlere yer vermesidir.
Vasari,perspektifin zorluklarını aşmak için saatler boyunca çalışan, Rönesans'ın büyük isimlerinden Paolo Uccello'nun hikayesini anlatır.Bir gece, tepesi atan eşi onu çizim masasından kalkıp yatağa gelmeye zorlar.Ressamın, sanki büyüleyici bir sevgiliden ayrılıyormuşçasına isteksizce yatağa doğru giderken, "Ah perspektif, sen ne güzel bir şeysin," diye mırıldandığı söylenir.
Rönesans’la birlikte İtalya’da edebiyat, bilim, tiyatro, tip, felsefe ve müzik alanında Yunan dünyası yeniden keşfedilir. Bunun sonucu olarak dans müzikleri her yerde yeşerir ve dört yeni eser tipi belirir: oratoryo, opera, füg ve konçerto.
«Ne gibi sebeplerle bir halkın, bir dilin, bir medeniyetin (daha önce gerçekleştirilmemiş yaşam biçimleri ve tarzları oluşturarak tarihi ileri götürenlerin) günün birinde tarihi omuzladığını araştırıyor. Örneğin antikçağdan beri Mısırlılar, Yunanlar, ardından Romalılar gelmiştir. Modern zamanlara bakıldığında Rönesans İtalyanlarla başlar, ardından Fransızlar, sonrasında Almanlar ve son olarak da Anglosaksonlar gelir. Yaratıcı güç çağlar boyunca bir halktan diğerine seyahat eder gibidir.»
Rokoko gerçekten güzellik ilkesinin kesin olarak egemen olduğu bir beğeni kültürünün son evresi, 'güzel'in ve ’ sanatsal olan'ın eşanlamda tutulduğu son üsluptur.
Sayfa 227 - MÜZİK ANSİKLOPEDİSİ YAYINLARI, Üçüncü basım, 1997·Kitabı okuyor