O dönem dikkatlice dayatılan siyasi istikrarın güzel bir örneği, samurayın yönetici şoguna ve kendi toprak sahiplerine karşı sorumluluklarından doğan, olası gerginlikleri gösteren kırk yedi ronin'in gerçek öyküsüne yansıdı. 1700'de, daha az feodal bir toprak sahibi olan Ako, şogun sarayının içinde daha yüksek sınıftan bir toprak sahibinden hakaret işitince kılıcını çekti ve düşmanını yaraladı. Saray sınırları dahilinde kılıç çekmek ölüm cezasını gerektiren bir suç olduğu için, Edo yetkilileri daha alçak sınıfın toprak sahibine harakiri yapmasını emretti ve onun bölgesini sahiplendi. Onun sadık feodal askeri hizmetkârları (Ako-gishi) samuray konumlarını kaybettiler ve mülkleri ellerinden alındı.
Bu ronin'lerden kırk yedisi, efendilerinin rezil olmasına neden olan daimyo'lardan intikam almaya yemin etti. Bu tür bir intikam eylemini tahmin eden polisin kuşkularını gidermek için bekleyişe geçtiler. Liderleri şüphe uyandırmamak için avare bir hayat sürer gibi yaptı. Sonunda, iki sene sonra bir kış gecesi ronin'ler Edo'da tekrar toplandılar ve toprak sahibinin eski düşmanının ve konutunda ikamet eden birçok askeri hizmetkârın kafasını keserek intikam aldılar. Adaleti ele geçiren ronin'ler şogun otoritesine meydan okudular, ama özverileri ve toprak sahibine olan bağlılıklarıyla kahraman oldular. Çapraz akımlara yakalanan bakufu bir sene boyuca bu davayı tartıştı ve sonunda ronin'lerin harakiri yapmalarına izin verdi. Bugün, ulusal bir tapınak hâline gelen bir Tokyo mabedinde, kırk yedi ronin yan yana gömülüdür.
Kitabı bitirmem yaklaşık 3 ay sürdü ve gerçekten okuyup anlaşılmasının zor bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitap kılavuz kaptan Blackthorne'un Japonistan'a yani Japonya'ya ayak
Kimlik ve irade teslimiyeti, aslında kılıbık/hanımcı kitlenin iç dünyasındaki o derin güvenlik arayışını ve özgün bir kişilik inşa edememe korkusunu çok iyi özetliyor.
Söylediklerimizi şu üç temel
"Böyle bir leş kargası sürüsünün kalenin bu kadar yakınında faaliyet gösterebilmesi karşısında hayretler içindeyim."
"Katılıyorum. Belki barbar onları tarif edebilir."
"Barbar ne bilir ki?" diye güldü Toranaga. "Korsanlara gelince, hepsi ronindi, değil mi? Adamlarınızın arasında ronin çok. O ciheti soruşturmak sonuç verebilir. Neh?"
"Soruşturmalar yürütülüyor. Pek çok cihette." İşido, ve veliahtın annesinin adına sadakatlerini kabul edeceğine, (inanılmaz olsa da) geçmiş suçlarını affedip unutacağına ve zamanla sadakatlerinin karşılığını bir Taiko'ya yakışacak cömertlikle ödeyeceğine dair fısıltıları etrafa yaydığında binlercesi veliahtın bayrağının altına koşan efendisiz, hatta neredeyse toplum dışı paralı asker samuraylar olan roninlerle ilgili imalı alayı duymazdan geldi. Yaptığının müthiş bir hamle olduğunu biliyordu. Bu sayede yararlanabileceği son derece geniş bir samuray ordusu kazanmıştı, hepsinin sadakati kesindi çünkü roninler bir daha asla böyle bir fırsat ele geçiremeyeceklerini biliyorlardı. Çoğu Toranaga'nın ve müttefiklerinin fetihleriyle ronin durumuna düşmüş bütün öfkeli samuraylar kendi tarafına toplanmıştı. Son olarak, bunu yaparak ülkeye yönelik bir tehlikeyi, yani haydut nüfusunda artış olması tehlikesini ortadan kaldırmıştı. Ronin durumuna düşecek kadar talihsiz samuraylar için keşiş ya da haydut olmaktan başka sürdürülebilir bir yaşam yoktu ne de olsa.
Sayfa 353 - Toranaga son karede vezir olur piyon, hor görme ronin diye. Düşman saflarından tarafımıza geçecek Gazi Mihal'lerden mahrum ederse anlayışsızlığın bizi, “… İşte bu, yollarımızın ayrılmasıdır." derim. Efendi ol.·Kitabı okudu