"Mutlu görünüyorsun."
"Öyleyimdir belki. Mutluluk nasıl bir şey, Bartholomew?"
Sanki ben biliyormuşum gibi. Bilip bildiğim tek mutluluk Kâhinlerle katedrali terk ettiğimizde yapacaklarımıza dair kurduğumuz hayallerde saklıydı. Kaynağı hep gelecekte, ulaşılmaz bir yerdeydi. "Mutluluk kendimizi avutmak için uydurduğumuz bir hikâye bence."
Gargoyle beni başıyla onayladı. "Hepsi aynı şey o halde. Mutluluk. Doğruluk, dürüstlük ve erdem. Omen. Hepsi birer hikâye, bizse -Seacht'in duvarlarını işaret etti- sayfalarını karıştıran okurlarız."
Kral Castor hafifçe titreyen parmağını tekrar havaya kaldırdı. "Güzel olan."
Rory'nin bakışları bana kaydı Fakat Kral'ın parmağı ve şövalyelerin dikkati Dört'ün üzerindeydi.
Rory duvara yaslandığı verden bakışlarını üzerimizde gez dirdi. Yüzüm başlığımın gölgeleri arasında gizliyken beni diğer lerinden ayırt etmesi imkânsızdı fakat sıra bana geldiğinde duraksadı ve koyu renk gözleri sözsüz bir meydan okumayla kısıldı.