dünyanın sevileceğini oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmiştiler. Hayır, şimdi insanları kitapların öğrettiği şekilde sevmiyorum. Kitaplar dediğime bakıp da büyük ilmi kitaplar, yahut da dört meşhur kitaptan birisini okuyup iman ettiğim sanılmasın. Şiirler, romanlar, hikâyeler, masallar bana bu ilmi tahsil ettirmişlerdi.
İşte böyle bir yerde köyün insanlarını düşünüyorum. Kitaplar, bir zaman bana, insanları sevmek lazım geldiğini, insan- ları sevince tabiatın, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmiştiler.
Ne diyordum?
Ha... Biraz şap, biraz kına. Şöyle bir başınızdan aşağı döktünüz mü idi ter kesilir. Ter kesilir ama on beş gün sonra bir kesiklik başlar On altıncı gün kafayı vurup yatarsınız. Bir daha da kalkamazsınız Ben doktora gittim. Terimi gösterdim. Ermeni doktor: "Efendi git başımı belaya sokma! Allahına şükret ki terliyorsun" dedi.
Demek iyi imiş terlemek?
Tabii iyi. Ama kalbim biraz zayıf. Zararı yok. Teri kesmek mi? Sakın ha, babam kesti kırk üç yaşında inna lillah ve inna ileyhi raciûn!
Sevişmeye rıza göstermek (açık pencere) hamileliğe rıza göstermek değildir. Bu üç düşünce deneyinin ortaya koyduğu gibi, tüm önemsiz nedenler dışarıda bırakılırsa, Thomson bir kadının kürtaj olma hakkının olması gerektiğini savundu.