Kitabın kapağındaki sözden kitabın konusunun çocuk sahibi olmak istemeyen bir kadın olduğunu anlıyorsunuz ve ona göre okuyorsunuz ama kitabın kapağındaki bu söz kitabın bu kadar yavaş ilerlediğine dair bir ipucu vermiyor. Evet, kadının neden çocuk sahibi olmak istemediğine dair benim de hemfikir olduğum düşünceleri var ama bazen herkes çok istiyor ben herkesten farklıyım herkes gibi değilim o yüzden ben çocuk istemiyorum gibi bir pick me girllük hissettim. Son olarak kitabın sonunda romantik bir son beklerdim her ne kadar kadının kitap boyunca anlattığı düşüncelerine ters olsa bile.
Asla, Asla, AslaLinn Strømsborg · Mundi Yayınevi · 202581 okunma
Öncelikle bol spoilerli bir yorum olacak. Uyarayım baştan. Ben konusunu geçip direkt yoruma geçeceğim ve kitaptaki tutarsızlıklardan bahsedeceğim:
1. Kitabı okurken Nate’e ben de kızdım ve kötü biri olduğunu düşünüyorum ama Eve, Nate’yi manipülatiflik ve öğrencisine ilgi duyduğu için sapkınlıkla suçlarken kitabın sonlarına doğru Eve’nin de öğrencisine ilgi duyduğunu öğreniyoruz ve yani buradan şu sonucu mu çıkarmalıyız: “erkek öğretmen öğrencisine ilgi duyarsa sapkınlık ama kadın öğretmen öğrencisine ilgi duyarsa sapkınlık değil.”. Ters köşeleri seven bir yazar ama yeterince ters köşe yaptı zaten kitapta, bu gerekli miydi diye insan sorguluyor.
2. Nate, Eve’yi boğarken hareket etmediğini görüp öldüğüne kanaat getiriyor ama aslında Eve o esnada ölmemiş, bayılmış. Yani Nate gibi garantici bir adam “ok, hareket etmiyorsa ölmüştür.” mü der ve bir nabzına bakma zahmetine bile girmez mi?
Yani sonuç olarak; yazar genel olarak kitaplarında ters köşe yapmayı seven biri, daha önce de birçok kitabını okudum ama ters köşe yapmak için karakterleri tutarsız yazmak zorunda değil bence.
Çok havada kaldı bence sonu. İki kız kardeş arasındaki bağ çok güzel anlatılmış ama büyük erkek kardeşiyle ilişkisi çarpık geldi bana, evet belki birlikte büyümediği için onu “kardeşi” olarak görmemesi normal olabilir ama yinede aralarında durum bana doğru gelmedi.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,128 okunma
Çerezlik bir kitap. Kolayca okunuyor. Fazla bir beklentiyle okumadığınızda zevk alacağınızı düşünüyorum. Kitabın içeriğiyle alakalı konuşmam gerekirse kitabın erkek baş karakteri Hudson bu tarz kitaplardaki erkek karakterlere göre daha derindi, aslında iki baş karakter de diğer genç yetişkin kitaplarına göre derinlikli yazılmıştı. Özellikle Hudson’un Stella’yı gerçekten dinlemesi, Stella’nın kararına saygı duyması ve kendini dizginlemesi, Stellanınsa parfüm işinin detaylı bir şekilde anlatılması kitapta hoşuma giden noktalardı. Yan karakterler sanki sadece bu iki karakteri bir araya getirmek için yazılmış gibi dursa da genel olarak beğendiğim bir kitap oldu.
Nermin yıldırımın yazım dilini seviyorum ama kitaplarında anlamlandıramadığım, hikayenin akışına yararı olmayacak gelişmeler yazıyor, ona sinir oluyorum mesela bu hikayedeki Veysel’in ölmesini ele alalım. Yani okurken ne gereği vardı böyle bir olaya dedim belki yazar plot twist yapmak istedi bilemiyorum ama bence hikayenin akışına hiçbir etkisi olmadı, belki Müesserin defteri okumasına vesile olmuş olabilir ama yine de Veysel ölmeseydi de keşke kardeşi Eyüple yüzleşebilseydi dedim içimden.
Rüyalar AnlatılmazNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20254,395 okunma