Ebru Ödemiş

Ebru Ödemiş
@roza_25
Dışımız kendine lal, içimiz hep bir uçurum...
İyi geceler
Ruhun çöküntüsü deselerdi, hiç düşünmeden, hüzün yitimi, derdim. Şarkı söylemiyorsunuz artık. Sesiniz titremiyor. Sevmenin ne hayali ne hatırası kaldı. Dünyayı bir cezaya çevirdiniz... Siz, yalnızlığınızı da, kabalığınızı da yitirdiniz, hüzün ne ki... Birisinin parmaklarının ucundan saygıyla öpseniz, avuçlarının içinde bir soluk alsanız, gamzelerinde boğulsanız, güzellik hepimizi dünya yüzüne çıkaracak. Ayrılık bile güzelleşecek. Arada bir gökyüzüne dokunsanız, toprağı sevseniz, köpekleri kucaklasanız, yıldızlanı yatağınıza doldursanız, otları öpseniz, çocuklarla konuşsanız, geceyi dinleseniz, fotoğraflarınızı güneşe serseniz...
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Ebru Ödemiş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·448 syf.·
2023 2. kitabı
Beyza Alkoç
7.4/10 · 24,1bin okunma
#iyigeceler
Bazı şeyleri unutamıyor işte insan... Ne boğazında düğümlenen sözcükleri, ne vedalaşamadan ayrıldığın insanları, ne şimdiki aklim olsaydı dediğin geçmişini ve ne de düşündükçe "ben bunu nasıl yapmışım " dediğin içini kavuran pişmanlıklarını. Hayat bazen doğru kararlar için anlık fırsatlar sunuyor, bazen de atamadığın her adim için sonu gelmez pişmanlıklar... Ve şu zamanda ne kadar uzun sürerse bir iyilik hali, bende bir o kadar iyiyim işte. Dallardaki meyveleri, yoldaki bir kaç papatyayı görmese gözüm, inan haberim bile olmaz yazdan ve bahardan. Yalan değil, çoğu zaman keyif almıyorum bu hayattan. Bir kaç defa, kaçıp gitmek de istemedim değil aslında. Ama yeni başlangıçları ve o bilindik sonları kaldırmaz artık diye yüreğim, vazgeçtim. Senin anlayacağın, bazı şeyler için fazlasıyla yorgun ve üşengecim. Ama gözlerim ne zaman huzur çekse ve bir bardak çayı içim, atıyorum kendimi yalnızlıklar diyarına. Katlanılması zor boş muhabbetlerden, samimiyetini yitirmiş yüzlerden daha iyi geliyor bana, bu suskunluk, bu yalnızlık. İçimde tarifsiz bir ağırlık var. İster adına tükenmişlik de, ister karamsarlık. İster yorgunluk de, ister huzursuzluk. Bu aralar böyleyim işte.
İnsanlar birbirinden öyle aniden ,sanıldığı gibi kopmuyor.Her şey ama her şey bir salyangoz hızında oluyor. Sinyalleri fark ediyorsun ama öyle küçükler ki aldırmıyorsun bile. Sonra bir bakmışsın çatı çökmüş,hem de tam göğsünün üzerine...