ʙɪ̇ʀ ışıᴋ ʏᴀᴋ ʙᴜ sᴀᴛıʀʟᴀʀᴀ, ᴀʏᴅıɴʟᴀɴsıɴ sᴀʏғᴀʟᴀʀ. ᴄ̧ᴜ̈ɴᴋᴜ̈ ɪ̇ᴍᴘᴀʀᴀᴛᴏʀɪ̇ᴄ̧ᴇ ᴋᴀʀᴛʟᴀʀı ʏᴇɴɪ̇ᴅᴇɴ ᴅᴀɢ̆ıᴛᴍᴀʏᴀ ɢᴇʟɪ̇ʏᴏʀ...
Yazar bizi neden her kitap sonunda bir düğümün içine atıp bitiriyor 3. Kitap çıkana kadar ne yapar bu insanlar demiyor:(
İnceleme yazısı filan olamayacak, durup içimden geçen tepkileri buraya yazmalıyım ki her özlediğimde gelip hissettiklerimi okumam lazım.
Bu kitap daha çok geçmişleri ortaya çıkarmıştı geçiş eseri gibi. Karakterleri asıl burada tanıdık. Bizden gizlenenleri çıkarmaya başladık. Önceki kitaptaki son katliam sahnesinden öncesinden başladık.
Bu kitapta aklımda en çok kalan sahne sanırım geçmişte başarısız olduğu için His'i rahmini alarak cezalandırdıkları anı okumak oldu, kanım dondu. His'i ilk defa çaresiz gördük ve ben güçsüz bir His okumayı hic sevmedim canım acıdı.
Bronz'un ilk kitapta gösterilmeyen acıklı çocukluğunu gördük. Kitapta travması olmayan karakter çok az da olsa Bronz'un takım elbise takıntısının kaynağına indik. Ailesinden gördüğü baskı da kötüydü.
Serdal ve His sahnelerini gözlerim yaşlı izledim. Katliam anında His'e inanmadığı sahne ise kalbimi çok kırdı. His içinden sana kimse inanmayacak dediği anda hayır Serdal seni kardeşi olarak görüyor inanacak dedim olmadı, kırıldım. Ama sonrasında Serdal'ın ailesinin hologramıyla yaşadığı anları His'in görmesi çok can acıtıycı. İkisinin abi kardeş gibi olduğu anlar benim için çok kıymetliydi.
Atlas'ın kuklacı olması beni şaşırtmadı. Arada aklıma getirdiğim bir ihtimaldi.
His'in babasının ölmediğini tahmin ediyordum ama general olması ve kızına hâlâ işkence etmeye, kuklası yapmaya devam ediyor olması mahvetti beni.
Annesinin abisine söylediği nininin anlamı da yıktı beni. Hangi anne kendi kızından, canından bu kadar nefret edebilir. Tamam doğmasını istemedin ama o çocuk da
İnsan bir kere ölür.
Hayır. İnsan birçok kez ölür, nefesi kesilene dek yaşamaya devam eder. Ben yalnızdım. Kimse yoktu. Karanlıktı. Çığlık attım duymadılar ama ölmedim. İnsan bir kez ölmez, bir kere gömülür. Bunu öldüğümde anladım.