Ama hayat, ertesi gün değiştirebileceğiniz bir tişört değil. Bu yüzden geçmişin size yolda yürürken çelme takmasına izin veremezsiniz. Geceleri uyuyamıyor musun? Uyuyacaksın. Acın göğsünü mü dağladı? İzi mi kaldı? Öyle bir unutacaksın ki, tenine kazınan iz sana çocukken kolundan yapılan aşının bıraktığı iz kadar normal gelecek. Gözün değmeyecek. Umurundan geçmeyecek.
Bazı insanlar kendini hiçbir satıra ait hissetmezmiş. Yanlış yazıldığını düşünürmüş. Yarım kalan bir romanda tamamlanmayı beklermiş .Mürekkep yetmemiş, satır boşluğundan düşmüş, virgülle ara verilmiş gibiydim.
Kitabını okurken en büyük hata şiir dilini çeviri olarak okumak olabilir. Çünkü belki de kitabı alıp götürecek olan kelimlerin uyumu olabilirdi. Kitabın ayrıca alışık olmadığımız bir sayfa düzeni var. Başta ilgi çekici bir özellik gibi gelse de benim için sonrasında yorucuydu; kelimeleri birleştirmek, bir sağa bir sola gitmek.
Benim için kitap soru işaretlerinden oluştu çünkü sık sık bu kitabı sevdin mi dedim kendime. Açıkçası herkesin abarttığı kadar büyük bir güzelliği yoktu ki okurken kendimi çok da boş hissettim.
Küçük çocukken kendimi şiir yazıyor gibi hissedip kafama göre yazdığım cümleleri kitap yapmışlar gibi. Kitabı kim bastı diye şaşırmaktan çok çevirisine kim onay verdi diye düşündüm bir ara :)
Bunlar hep kötü eleştirilerimdi. Onun dışında kitabın hoşuma giden bazı iyi yönleri de vardı. Öncelikle farklı bir türle tanıştım ve kitabın yarım saatte bitirilebilmesi de çok iyi oldu. Ayrıca kitabın içinde kadınları güçlendirmek adına bazı güzel sözler de var tamamen boş bir kitap değil. Ama o bazı cümleler dışında benim çok hoşuma giden bir içeriğe sahip değil.
O cümleler için de okumaya değmez. Kitabın alıntılar bölümüne girip okunması gereken her şey okunabilir bence :)