a. Jacques / Daha başlangıçta, küçücük bir çocukken, neyin iyi, neyin kötü olduğunu kendim bulmaya çalıştım - çünkü çevremde hiç kimse söyleyemezdi bunu bana. Ve şimdi her şeyin beni bıraktığını, bana yol gösterecek, güce göre değil, yetkeye göre, beni ayıplayacak ya da övecek birine gereksinimim olduğunu görüyorum, babama gereksinimim var.
Bunu bildiğimi, avucumda tuttuğumu sanıyordum, daha [bilmiyorum?].
Taşta babasının doğum tarihini bu sırada okudu, bu tarihi bilmediğini de böylece ayrımsadı. Sonra iki tarihi okudu, "1885-1914" ve kendiliğinden bir hesap yaptı: yirmi dokuz. Birden bir düşünce takıldı kafasına, bedeninde bile sarstı onu. Kırk yaşındaydı. Bu taşın altında yatan ve babası olmuş olan adam kendisinden daha gençti.
"Hayatımı kurtardın. Sana böyle büyük bir borcum olduğu için çok memnunum. Daha fazla bir şey söyleyemem. Böyle bir borcum başkasına olsa dayanamazdım. Ama sen farklısın. Sana borçlu olmak, benim için yük değil, Jane."