Cesetler Merdiveni, Miss Marple'nin başrolde olduğu klasik bir cinayet romanıdır. Agatha'nın tabiriyle "yaşlı bir kızın" peşinden oradan oraya koşturarak katili aramak çok zevkliydi.
Cesetler Merdiveni, Bay ve Bayan Bantry'nin kütüphanesinde kimsenin tanımadığı genç bir kadın cesedinin bulunmasıyla başlıyor. Şık dans elbisesi içinde bulunan ceset; civardaki bir otele, yaşadığı bilek burkulması sonucu dans edemeyen kuzeninin yerine dans etmek için gelen Ruby Keene'e ait. Ruby'nin Bantry ailesinin kütüphanesinde sonlanan sır ölümü herkesi şaşırtsa da ev sahibesi konuyu çözüme ulaştırmak için zaman kaybetmeden Miss Marple'dan yardım istiyor.Ruby'nin kaybını polise bildiren ve genç kadına mirasından büyük bir pay vermeyi planlayan Conway Jefferson'un, Sir Henry Clithering'ten yardım istemesiyle iki dedektif tarafından araştırılmaya başlanan olay kısa sürede çözüme ulaşan klasik bir Christie polisiyesi.
Kızın ölümünü aydınlatmaya çalışan ikili çevrelerindeki bütün sırları açığa çıkartıyorlar. Kitap ortaya çıkan her yeni sır ile katil ibresini başka bir yöne çevirse de katili tahmin etmem diğer Agatha Christie kitaplarının aksine zor olmadı.
AKitapta en etkilendiğim kısım, masum Bantrylerin toplumdan dışlanmasıydı. Bu cinayet hiç çözülememiş olsaydı bu ailenin yaşayacaklarını düşünemiyorum. Cinayetten bir gün önce görüştükleri arkadaşları sırtlarını döndü, sırayla tüm davetler geri çekildi, dört duvar arasına sıkıştılar. Ayrıca yazar Conway Jefferson'un psikolojik durumununu da inanılmaz bir bakış açısıyla anlatmış. Conway, ölen oğlunun eşinin hayatıma devam etmesini istememiş. Kadın hayatına devam etmeye karar verdiğinde ise kendinin ihmal edildiğini düşünüp tanımadığı birini evlat edinerek sonsuz ilgi beklemiş. Mükemmel bir psikolojik tahlildi. Ayrıca Miss Marple'nin