Yașlanan her insan gibi. Zaman, biriktikçe bıçkınlığın üstünü de örter. Buralarda dolaşan kimsesiz zaman bile haberdardır bundan. İstisnaların kaideyi bozmadığını düşünürsek geçen her saniye, insanın içindeki iyiyi besler. İnsanlar bu yüzden yaşlandıkça sakinleşir, bu yüzden geçmişteki hallerine hiç benzemeyen birine dönüşürler. İnsan, anca akıllanır. Geçmiş, unutulup gitmiştir. Etrafındaki insanlar da kabullenir bunu. Onlar da hafızalarının o kısmını kestirip aldırırlar "Olsun", derler, "gençti o zamanlar." Gençken yenen bütün nanelerin kokusu kalır sadece. Körün ölmesine gerek yok, yaşlanınca da badem gözlü olur. Kel de keza. Eskiler, hatırlanmamak içindir aslında. Her sey hatırlanırsa dünya berbat bir yer olmaz mı? O yüzden, unutmak şifadır.