Bir șeye karşı çıkmasak akıl yürütmek demektir ve zordur. Kalabalığa katılmak her zaman daha kolaydır. Yıkıcı gaddarlık güdüleri, her birimizin ruhunda uyuyan ilkel devirlerin sonuçlarıdır. Tek başına bir kişi için bu güdüleri tatmin etmek tehlikeli olur, halbuki insanın sorumsuz ve cezasız kalacağından emin bulunduğu bir kitleye karışması, kendisine bu içgüdülere uymak için bütün serbestlikleri verir. Çünkü kabul gören inançlar sayesinde her dönemin insanları, boyunduruğundan kurtulamadıkları birtakım gelenekler, düșünceler, adetler şebekesiyle çevrilidirler. Kalabalık denen şey, hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen mantıksızlıklar karşısında, gerçek dışı eğer kendilerini çekerse bunu ilahlaştırarak buna yönelmeyi daha üstün tutarlar. Onları hayallere çekmesini bilenler onlara hakim olurlar, Hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olur. Mucizeler ve efsaneler gerçekte uygarlıkların asıl destekleridir. Görünüşler, gösterişler tarihte gerçeklerden daha fazla rol oynamıştır. Gerçekte olmayan, gerçek olana daima üstün gelmiştir.