Devlette adam olmadığını siz nereden anladınız? Sizin etrafınızda bulunanların liyakat süsünden arınmış olmaları, bütün milletin liyakatsizliğini mi ispat eder? Lakin liyakat sahiplerini sizin bilmeyişinize hiç şaşılamaz. Zira onlar yanaşmazlar. Gelip sizin eteğinizi öpmezler, memuriyet ve makam istemezler. Onlar öyle namus ve hamiyet sahipleridir ki bir lokma ekmek için size baş eğmekten ve sizin elinizde maşa gibi devletin yıkılmasına alet olmaktansa inziva köşesinde zaruret içinde zaman geçirmeyi canlarına minnet bilirler.
Nerede işe yaramaz ve lekeli şahıslar varsa onları devlet işlerinde kullanan sizsiniz. Her kimde fetanet ve liyakat eseri görülürse sürülüp yetişmemesi için derhal bir bahaneyle başını ezmek yirmi yıldan beri desteklediğiniz işlerdendir. Hazineyi şuna buna yağma ettiren ve mensuplarınıza milyonlar kazandırmak için birbiri üzerine borçlar aldırıp sonra da hazineye yeni gelirler bulmak için ahaliyi vergi ve rüsum altında ezip geçiren sizsiniz.
Efendimiz, "Ben sebep değilim," diyorsunuz, ya kimdir? Siz, iffet ve namus erbabından memurlar kullanmak, devlet masraflarında sıkı bir tasarruf yapmak, ahalinin üstündeki yükü azaltmak, bayındırlık düzenlemeleri hazırlayıp uygulanmasını gözetlemek, eğitimin yayılması için gerekli koşulları sağlamak ve erbabına işlerin sorumluluğunu bırakmak, askeri ve donanmayı ve hastaneleri iyi bir duruma koymak, kısacası Avrupa'nın medeni gelişmelerine vesile olan bu türden uygulamalara teşebbüs etmek istediniz de padişah mı sizi men etti yoksa olmaz mı etti yahut millet isyan ve muhalefet mi gösterdi veya Rusya elinizi mi bağladı?
Yirmi beş yıldan beri şu devletin işlerinin başında bulunuyorsunuz. Elbette devletin genel durumu hakkında sizde bir inanç hasıl olmuştur. Yani şu devletin bu gidişle bekası mümkün müdür değil midir?
"Değildir"
"Mademki devletin bekasından ümitsizsiniz, niçin kendi elinizde vefat etmesini istiyorsunuz? Sonra kıyamete dek insanların lanetine uğramaktan korkmuyor musunuz?"