Anlamlar, anlamlılar, anlamcılar, anlamıyorlar
Soğuk günün güzelliğini, beyaz kar tanelerini
Tenime inen yağmur damlasını,
Güvercin ile olan samimiyetimi, kararsız karakterimi, arada kalmalarımı, kedilere olan ilgimi, güneşin benliğime verdiği zararları. Sabah kahvesinin kötülüğünü, sevmediğim bir dersi dinlemeyi ya da o dersi anlamamayı, kelimeler ile olan savaşımı, yalnızlığa vurduğum zincirleri, aklımın delirmelerini,
kendimi kaybedişimi, hep düzene uymak istememi ama bir türlü uyamamamı, telefonumun olmayan sesini, ellerimdeki yemek kokusunu, acıyan yerlerimi...
Anlamadılar, anlamıyorlar, anlamayacaklar.
Ben hep delireceğim ama onlar beni daha da boğacaklar. Sanatımı suyun altında tutacaklar. Sanatım silahtı ama silahımı bozdular ve bozacaklar. Ben hep delireceğim ama onlar derin bir nefes alacaklar. Korkunç her günümün vicdan azabı ile yaşayacaklar. Gece üç sularında göz yaşlarına boğulacaklar, yine de anlamayacaklar.
Her güzel günlerinde beni anacaklar, sessizlikte ses arayacaklar, gülümseyen bir çift göz çağıracaklar ama beni anlamayacaklar.
Anlamıyorlar işte. Beni anlamıyorlar, benliğimi, kalbimi, verdiğim değerleri, hüznümü, kederimi, aklıma gelen zifiri düşünceleri, başa sarışlarımı ve unutuşlarımı anlamıyorlar. Çok direnme Alieen onların her biri birer aptal.