âli hakikatlerin neşv ü nemâ bulduğu bu eser, hizmet-i Kur’aniye ve Nuriyye’nin mecrasında zuhur etmiş güzide menkıbeleri içermektedir.
lâkin dikkat celb edici bir cihet var ki o da Risale-i Nur’dan yapılan iktibasların asli lisanıyla değil, sadeleştirilmiş surette kitabın satır aralarına derc edilmiş olmasıdır.
her ne kadar maksad, muhatabın istifadesini teshil etmek olsa da hakikatin letafeti ve kelâmın ruhaniyeti, asli tabiriyle zuhur eder.
zira Risale-i Nur’un lügati, yalnızca kelimelerden müteşekkil olmayıp manevi feyzin taşıyıcısı hükmündedir. her kelime, kalb-i mü’mini celb eden bir nuraniyet taşır.
sadeleştirme, kelâmın hikmetini kırmakta, feyzini azaltmakta ve sanki bir nevi tatlı bir şerbeti sudan ibaret bir içeceğe tahvil etmek gibi, hakiki lezzeti noksanlaştırmaktadır.
bu itibarla, hizmet öykülerinin kıymeti düşürülmeden içinde geçen Nur hakikatlerinin de asli ifadesiyle zikredilmesi, hem kelâmın kıymetini muhafaza eder hem de okuyucunun kalbinde manevi bir vecd hasıl eder.
netice itibariyle, böyle bir eserde Nurlardan nakiller yapılacaksa, o Nurların ruhunu taşıyan, asliyetine sadık ve lisan-ı Üstad’a hürmetkâr bir üslup tercih edilmelidir.
zira sadeleştirme, maksadı ulvî olan bir hizmette, bazen muradı noksan bırakır.
vesselam