Çağın Vicdanı BediüzzamanNevzat Tarhan

·
Okunma
·
Beğeni
·
815
Gösterim
Adı:
Çağın Vicdanı Bediüzzaman
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
6051311098
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesil Yayınları
Vicdan için, ‘ne yapmak gerektiğini söyleyen iç ses, yanlış yapmaktan koruyan iç bekçi, hiçbir şey yapmama yanlışından koruyan iç ölçü, nasıl yapacağını anlatan bir iç eğilim’ denilir. Vicdanın doğru tanımı buysa, ‘çağın vicdanı’dır Bediüzzaman. Çünkü, doğup büyüdüğü topraklar, İslâm dünyası ve bütünüyle dünya büyük acılar yüklü zorlu bir sınanmadan geçerken, maddî-manevî her türlü savrulma ve bunalımın yaşandığı bir dönemde, bunca kargaşa ve gürültüye rağmen vicdanının sesine kulak vererek çağın ‘vicdanî normlarını’ belirlemiştir. Onun akıl ile kalbi buluşturan düşünce sistemi ve akıldan kalbe yolculuğu içeren yaşama modeli ise, bu vicdanî değerleri herkes için yaşanabilir hale getiren bir yol haritası niteliğindedir. Çağın Vicdanı Bediüzzaman, ‘çağın vicdanı’ olabilmiş bir düşünürü, hayatı ve tefekkürüyle gündeme taşıyor… Bu çağda kelimenin tam anlamıyla ‘insan’ olmak ve ‘insan’ kalmak isteyenler için, elinizdeki kitap çok şey söylüyor…

Bediüzzaman kadar yanlış anlaşılmış bir insana tarihte çok az rastlanır. Onun hakkında kalem oynatmak mayınlı araziye girmek gibiydi. Türkiye’mizin tarihinde ‘Psikolojik Savaş’ın kurbanı olan bu değere sahip çıkmazsak tarih bizi ayıplar diye düşündüm. Balık okyanusta doğar, büyür, yaşar ve ölür; fakat okyanusu bilemez. Bunun gibi, hakikatin kölesi olmuş hür adam Bediüzzaman’ı bilememişiz. Sahici bir insan, şefkatli bir üstad, yoksul ama kanaat zengini bir hoca, müthiş bir bellek, keskin bir zekâ, şaşırtıcı bir muhakeme gücü ile karşı karşıyaydım. Bu bilgileri okuyup kendime saklayamazdım, çünkü kendimi borçlu ve sorumlu hissediyordum. Gerçekleri arayanlara vasıta ve vesile olmam gerekir, diye düşündüm.
Hür adam !
Dünyada iz bırakmış, liderlerin hayatını okumayı çok seviyorum.
Ister dini bir kişilik olsun, ister olmasın. Benim ilgilendiğim neyin uğruna hayatlarını ortaya koydukları ?
Hayranlık duymamak elde değil.
Insanlık için yaşamak, nasıl bir hissiyata sebebiyet veriyor olabilir ki ?

Her ne sebeple olursa olsun, ( iyi veya kötü ) hayatlarını insanlık için harcamaları bana yine de çok garip geliyor.
Büyük saygı duyuyorum.

Bediüzzaman ' a gelecek olursam;
Islam dini üzerine hayatını ortaya koyduğunu görüyoruz.
Beni onda en çok etkileyen şey yapraklara yazı yazması olmuştu.
Inanılmaz gerçekten !
Hayranlık duymak için müslüman ya da inançlı olmaya gerek yok.
Bu algı çok saçma.
( Bir kişi Nietzsche okuyor diye nasıl ateist ( bu kelimeyi bile hiç sevmem) olmuyorsa, Bediüzzaman okuyunca da müslüman olmuyor.
Etkileşim olur tabi.
Ama benim söylemek istediğim böyle önemli kişilikleri bir kalıba yerleştirmemektir.
Bunları söyleme ihtiyacı duymamdaki sebep, hala böyle zihniyetlerin olmasından kaynaklanıyor.
Düşüncelerinizi belki değiştiremezsiniz ama sınırlarınızı genişletebilirsiniz. ' diyor ve tekrar Bediüzzaman 'a dönüyorum.

Hayatı sürgün içinde geçmiş...
Ilimin yanında bilime de çok önem vermiş. Özellikle de psikolojiye sağladığı katkıyı bu kitapta öğrendim.
Bir durumu değerlendirirken sadece dini değil, bilimsel ( pozitif bilimler ) olarakta açıklamış.

Eğer dini yolda değil de, bilim yolunda ilerseydi ; ( Şeriati de ) şu an çok farklı bir yeri olurdu.


Dini bir kişilik olması sebebiyle bir çok kişi tarafından sevilmiyor.
Ama sizlere şunu söylemek isterim; dini sadece anlatmakla kalmamış, akla uygun ( tabi her şey akla uygun da açıklanamayabilir ) bilimsel açıklamalarda da bulunmuştur.
Okuduktan sonra tercih yine size kalmış.
Fakat ön yargısız okumak çok önemli.
Benim de ön yargılarım vardı. (Bazı noktalarda hala var . )
Bu yargılarımın bir kısmını yendikten sonra okudum, Bediüzzaman' ı.

Maneviyat gerçekten çok önemli...

Okuduğunuz için teşekkür ediyor ve sevgiyle yaşamanızı diliyorum, canlar !
(Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen.)
Kitabı okumaya başlarken beklentilerim yüksekti. Çünkü Bediüzzaman gibi bir zatın, bir profesör psikyatrist tarafından hazırlanmış psikobiyografisini okumak harika olacaktı. Lakin yazar bir psikyatristin ötesine geçip bir sosyolog bir tarihçi gibi davranmaya ve Risale-i Nur'un tahrif edilmiş kısımlarını savunmaya başlayınca okurken sıkılmaya başladım.

Yazar Abdülhamid'i saf, adil, hiç birşeyden haberi olmayan mecburen istibdat yolunu seçtiğini söylüyor. Üstad istibdata ciddi anlamda karşı çıkıyor, bunun baştan başlayıp her tarafa sirayet ettiğini söylüyor. Malesef Üstad Bediüzzaman hayatından sonra eserleri tahrifata uğruyor. Mesela "Hamid ağanın istibdatını"* kısmını "Sultan Abdülhamid'in mecbur olduğu istibdadını"** şeklinde değiştiriliyor. Bunun gibi pek çok örnek var. Yazar profesör olmasına rağmen metin kritiğini yapmamış tarikatvari hale gelen ortodoks nurculuğu zihniyetinde kaleme almış.

Üzücü başka bir nokta ise Şeyh Said kıyamını dini gerekçeleri olmayan sadece basit bir ırkçılık nedeniyle ortaya çıkan bir isyan olarak ele alıyor. Resmi İdeoloji paralelinde konuşuyor.

Psikyatri anlamında yeni öğrendiğim şeyler yok değil. Ve ciddi anlamda faydalı.

Şu an kitaba devam edip etmeme noktasında kararsızım. Sosyoloji ve ya tarih kitabı okumak istesem gidip alanın uzmanlarından okurum.


*içtimai dersler - 103 Zehra yayınları
**Asar-ı Bediiyye - 325 envar neşriyat
Okudukça şaşırdım.çok güzel bir kitap bediuzzaman'in psikolojiye katkısı insanlığa katkısı ve tüm bunların bilinmemesi.kitabın anasayfasında Nevzat tarhanın yaptığı inceleme her şeyi yeterince anlatıyor zaten.vicdanen kendinizi rahatsıź ,huzursuz hissediyorsanız haritanız olabilecek bir kitap..
Harika bir kitap .Elimden bırakmadan okudum. Said Nursi' yi azda olsa tanımış oldum. Kendimi yeniden keşfediyorum her kitap okuduğumda. Hiçbir şey bilmediğimi ne kadar eksiklerim olduğunu görüyorum. Yaşadığımız sıkıntıların bilgi eksikliğine dayandığını anlıyorum. Okudukça da yarım ve eksik yanlarımı tamamlıyorum. Nevzat Tarhan'ın bütün kitaplarını zevkle coşkuyla okudum....Kalemine yüreğine sağlık diyorum.
Tıpta disleksi diye bilenen öğrenme bozukluğu vardır. Albert Einstein, Leonardo da Vinci gibi ünlülerin disleksili olduğu bilinmektedir. Disleksili kişilerin özelliği, yazılı ifade konusunda çok başarılı olmamaları, fakat sözel ifade konusunda yüksel başarı gösterebilmeleridir. Bu durumda disleksili kişilerde farklı bir öğrenme modeli ortaya çıkar.
...
Bu kişiler okudukları bir parçayı hemen akıllarına tutabilir, bir sayfayı okuyup beş dakika sonra aynısını tekrar edebilir.
...
Disleksili olan kişilerde fotoğrafik hafıza ile beyne kaydedilen bilgiler yine fotoğrafik olarak hatırlanır. Ama bu kişiler bilgileri kalemle kağıda dökemezler.
"Direnişçiydi ; çünkü tek partili dönemlerde toplumsal muhalefeti tek başına temsil etti ve 18 defa zehirlendiği halde geri adım atmadı."
" Idealistti; çünkü ' Kur'ân' ın sönmez ve söndürülemez bir eser olduğunu insanlığa kanıtlamak' için , yirmisekiz yıllık sürgün ve çilelere rağmen geri adım atmamıştı. "
“Elbette bir Muhammed gelecekti. Siz Christus telefonunu çevirip ‘Hey, kim var orada?’ diye sorup cevap beklerken, yüce dağları yarıp geçen seller gibi meydana çıkan ve kendisiyle her vakit rahatça, doğrudan konuşabildiğiniz tek ilahı, Allah‘ı bildiren Muhammed...“
“Şunu da söyleyeyim Prenses, Kuran‘ı okuyorum bana söylediklerine yer yer öylesine katılıyorum ki, içimden var gücümle haykırarak onun sesine katılmak geliyor -orgun içindeki rüzgar gibi...-“
Ed.
Rainer Maria Rilke
Bir toplumsal dönüşüm ihtiyacını gören Said Nursi aktivist olarak da hareket etmiştir. Kendi egosunu ve mesleki kariyerini ikinci planda tutup davasını ve ideallerini ve sosyal ihtiyaçları birinci planda tutmasının gerekçe olarak ise ihlası göstermektedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çağın Vicdanı Bediüzzaman
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
6051311098
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesil Yayınları
Vicdan için, ‘ne yapmak gerektiğini söyleyen iç ses, yanlış yapmaktan koruyan iç bekçi, hiçbir şey yapmama yanlışından koruyan iç ölçü, nasıl yapacağını anlatan bir iç eğilim’ denilir. Vicdanın doğru tanımı buysa, ‘çağın vicdanı’dır Bediüzzaman. Çünkü, doğup büyüdüğü topraklar, İslâm dünyası ve bütünüyle dünya büyük acılar yüklü zorlu bir sınanmadan geçerken, maddî-manevî her türlü savrulma ve bunalımın yaşandığı bir dönemde, bunca kargaşa ve gürültüye rağmen vicdanının sesine kulak vererek çağın ‘vicdanî normlarını’ belirlemiştir. Onun akıl ile kalbi buluşturan düşünce sistemi ve akıldan kalbe yolculuğu içeren yaşama modeli ise, bu vicdanî değerleri herkes için yaşanabilir hale getiren bir yol haritası niteliğindedir. Çağın Vicdanı Bediüzzaman, ‘çağın vicdanı’ olabilmiş bir düşünürü, hayatı ve tefekkürüyle gündeme taşıyor… Bu çağda kelimenin tam anlamıyla ‘insan’ olmak ve ‘insan’ kalmak isteyenler için, elinizdeki kitap çok şey söylüyor…

Bediüzzaman kadar yanlış anlaşılmış bir insana tarihte çok az rastlanır. Onun hakkında kalem oynatmak mayınlı araziye girmek gibiydi. Türkiye’mizin tarihinde ‘Psikolojik Savaş’ın kurbanı olan bu değere sahip çıkmazsak tarih bizi ayıplar diye düşündüm. Balık okyanusta doğar, büyür, yaşar ve ölür; fakat okyanusu bilemez. Bunun gibi, hakikatin kölesi olmuş hür adam Bediüzzaman’ı bilememişiz. Sahici bir insan, şefkatli bir üstad, yoksul ama kanaat zengini bir hoca, müthiş bir bellek, keskin bir zekâ, şaşırtıcı bir muhakeme gücü ile karşı karşıyaydım. Bu bilgileri okuyup kendime saklayamazdım, çünkü kendimi borçlu ve sorumlu hissediyordum. Gerçekleri arayanlara vasıta ve vesile olmam gerekir, diye düşündüm.

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Habib Küçük
  • Derya
  • Bukre
  • lumière
  • dembudemdir
  • leyla akiner
  • Mihemedê NOJDAR
  • Rabia OTALI
  • Nurşin Çetiner
  • handan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (3)
9
%20 (1)
8
%0
7
%20 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0