bu paragrafta ise,
kâinatta tecelli eden rahmet-i İlahiyeyi,
hususan in'am ve ikram sırrını ders veriyor.
Üstad burada nimetlerin gelişindeki kasdı,
yani ilahî irade ve hikmeti nazara veriyor.
"Kasdî in'amlar" ifadesiyle, nimetlerin rastgele değil,
doğrudan Cenab-ı Hakk’ın muradı ve merhametiyle
gönderildiği vurgulanıyor.
yani bu kainat bir rahmet meşheri, bir ihsan sofrasıdır.
süt örneğiyle ince bir tefekküre kapı açılıyor:
kan ve fışkı gibi pis unsurlar arasından
safi, temiz, bembeyaz süt çıkıyor.
kim yapıyor bunu?
ne tesadüf, ne doğa, ne inek...
Cenab-ı Hakk’ın Rezzak isminin bir cilvesi olarak
o yavruya özel olarak, zamanında, hazır gönderiliyor.
yani bir ihsan, bir şefkat hediyesi bu...
ve bu ikram sadece bir yavruya değil:
yeryüzünü, hattâ kâinatı doldurmuş.
her tarafta ziyafet sofraları,
her canlının önünde rahmet tabakları var...
işte Üstad, bu nimetlerin fiyatını da bize öğretiyor.
başta: Bismillah, yani "bu nimet Allah’tandır, O’nun adıyla.."
Ortada: İn’amı hissetmek, yani “Bu nimet bir hediye, bir kasıtlı ikramdır” diyerek nimetten Mün’im’e geçmek.
Sonunda: Elhamdülillah, yani “Hamd olsun Rabbime ki beni gördü, bildi, rızık verdi.”
Nimetle Allah arasında perdesiz bir bağlantı kurmak,
O’nu tanımak, bilmek, sevmek... ❕️ Nimetten Mün’im’e geçmek.