Şuâlar (Dijital Epub/Pdf)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.376
Gösterim
Adı:
Şuâlar
Alt başlık:
Dijital Epub/Pdf
Format:
E-kitap
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Rnk Neşriyat
Baskılar:
Şualar
Şualar
Şuâlar
Şualar
992 syf.
Bu kitabı anlayarak okuyan bir kişi manevi yaralarına merhem olacağını kat'i surette tasdik ediyorum.
Külliyatta okuduğum 6. eser ve giderek anlamsal olarak açılarak sizi maddi ve manevi yaralarınızı, aklen ve kalben muallakta kalan sorularıza yanıt bulabileceğiniz muazzam eser.

Popüler olan içi boş felsefi eserlerin(ki ben de okudum) ardından birgün bu eserle tanışmanız dileğiyle.

Şualar kitabının son kısmında beni etkileyen alıntıyı buraya kopyalayıp sizin kitap hakkında daha çok bilgi sahibi olmanızı umuyorum.


"Bütün mahlukatla alâkadar ve her şeyle bir nevi alışverişi olan ve kendisini abluka eden şeyler ile lafzen ve manen görüşmek, konuşmak, komşuluk etmeye hilkaten mecbur olan insanın sağ, sol, ön, arka, alt, üst olmak üzere altı ciheti vardır.

İnsan mezkûr iki gözlüğü gözüne takmakla, mezkûr cihetlerde bulunan mahlukatı, ahvali görebilir.

Sağ Cihet: Bu cihetten maksat, geçmiş zamandır. Binaenaleyh felsefe gözlüğüyle sağ cihete bakıldığı zaman, mazi ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlıklı, korkunç büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Ve bu görünüşte insan pek büyük bir dehşete, vahşete, meyusiyete maruz kaldığında şüphe yoktur. Fakat iman gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, hakikaten o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de fakat can telefi yoktur. Mürettebatı, sakinleri daha güzel, nurani bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. Ve o kabirler, çukurlar da nurani bir âleme girmek için kazılan yer altı tünelleri şeklinde telakki edilecektir. Demek, imanın insanlara verdiği sürur, ferahlık, itminan, inşirah, binlerce "Elhamdülillah" dedirten bir nimettir.

Sol Cihet: Yani gelecek zamana felsefe gözlüğüyle bakıldığı zaman; bizleri çürütecek, yılan ve akreplere yedirip imha edecek, zulümatlı, korkunç, büyük bir kabir şeklinde görünecektir.

Fakat iman gözlüğüyle bakılırsa Cenab-ı Hakk'ın Hâlık-ı Rahman-ı Rahîm'in insanlara ihzar ettiği çeşit çeşit nefîs, leziz me'kûlat ve meşrubata zarf olan bir maide ve bir sofra-i Rahmanî şeklinde görünecektir. Ve binlerce "Elhamdülillah" okutturarak tekrar ettirecektir.

Üst Cihet: Yani semavat cihetine felsefe ile bakan bir adam, şu sonsuz boşlukta, milyarlarca yıldız ve kürelerin (at koşusu gibi veya askerî bir manevra gibi) yaptıkları pek süratli ve muhtelif hareketlerinden büyük bir dehşete, vahşete, korkuya maruz kalacaktır.

Fakat imanlı bir adam baktığı vakit o garib, acib manevranın bir kumandanın emriyle, nezareti altında yapıldığı gibi; semavat âlemini tezyin eden o yıldızların bize de ziyadar kandiller şeklinde olduklarını görecek ve o atlar koşusunda korku, dehşet değil, ünsiyet ve muhabbet edecektir. Âlem-i semavatı şöylece tasvir eden iman nimetine elbette binlerce "Elhamdülillah" söylemek azdır.

Alt Cihet: Yani arz âlemine felsefe gözüyle bakan insan; küre-i arzı başıboş, yularsız, şemsin etrafında serseri gezen bir hayvan gibi veya tahtaları kırık, kaptansız bir kayık gibi görür ve dehşete, telaşa düşer.

Fakat iman ile bakarsa arzın Rahmanî bir sefine olup Allah'ın kumandası altında bütün me'kûlat, meşrubat, melbusatıyla beraber, nev-i beşeri tenezzüh için şemsin etrafında gezdiren bir sefine şeklinde görür. Ve imandan neş'et eden şu büyük nimete büyük büyük "Elhamdülillah"ları söylemeye başlar.

Ön Cihet: Felsefeci bir adam bu cihete bakarsa görür ki bütün canlı mahlukat –insan olsun, hayvan olsun– kafile be-kafile büyük bir süratle o cihete gidip kaybolurlar. Yani ademe gider, yok olurlar. Kendisinin de o yolun yolcusu olduğunu bildiğinden teessüründen çıldıracak bir hale gelir.

Fakat iman nazarıyla bakan bir mü'min, insanların o cihete gidişleri, seyahatleri adem âlemine değil, göçebeler gibi bir yayladan bir yaylaya bir intikaldir. Ve fâni menzilden bâki menzile, hizmet çiftliğinden ücret dairesine, zahmetler memleketinden rahmetler memleketine göç etmek olup adem âlemine gitmek değil diye bu ciheti memnuniyetle karşılar.

Fakat yol esnasında ölüm, kabir gibi görünen meşakkatler netice itibarıyla saadetlerdir. Çünkü nurani âlemlere giden yol kabirden geçer ve en büyük saadetler büyük ve acı felaketlerin neticesidir. Mesela Hazret-i Yusuf, Mısır azizliği gibi bir saadete ancak kardeşleri tarafından atıldığı kuyu ve Zeliha'nın iftirası üzerine konulduğu hapis yoluyla nâil olmuştur. Ve keza rahm-ı maderden dünyaya gelen çocuk, ma'hud tünelde çektiği sıkıcı, ezici zahmet neticesinde dünya saadetine nâil oluyor.

Arka Cihet: Yani geride gelenlere felsefe nazarıyla bakılırsa "Yahu bunlar nereden nereye gidiyorlar ve ne için dünya memleketine gelmişlerdir?" diye edilen suale bir cevap alınamadığından –tabiî– hayret ve tereddüt azabı içinde kalınır.

Fakat nur-u iman gözlüğüyle bakarsa insanların kâinat sergisinde teşhir edilen garib, acib kudretin mu'cizelerini görmek ve mütalaa etmek için Sultan-ı Ezelî tarafından gönderilmiş mütalaacı olduklarını anlar. Ve bunlar o mu'cizelerin derece-i kıymet ve azametine ve Sultan-ı Ezelî'nin azametine derece-i delâletlerine kesb-i vukuf ettikleri nisbetinde, derece ve numara aldıktan sonra yine Sultan-ı Ezelî'nin memleketine dönüp gideceklerini anlar. Ve bu anlayış nimetini kendisine îras eden iman nimetine "Elhamdülillah" diyecektir."

Risale-i Nur - Şualar(640)
992 syf.
·43 günde·Beğendi·6/10
Kitabın bir bölümünde " Bu ehemmiyetli risalenin,herkes herbir mes'elesini
anlamaz .Fakat hissesiz de kalmaz.Büyük bir bahçeye giren bir kimsenin,o bahçenin bütün meyvelerine elleri yetişmez.Fakat,eline girdiği miktar yeter.O bahçe yalnız onun için değil; belki,elleri uzun olanların hisseler de vardır. " şeklinde gayet yerinde bir açıklama var.Bu zaten herşeyi izah ediyor.

Anlaşılmayan birçok kelime ve bölümler mevcut.Belki bana öyle geliyor da olabilir.Bir ilkokul talebesinin " Tutunamayanlar 'ı " okuması gibi...Bu konuya yabancı ve gerekli altyapısı olmayanların okuması ve anlaması zor.Aşırı derecede tekrarlar ve diğer " Risalelerin " reklamı var.
Buna rağmen tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.
992 syf.
·Beğendi·10/10
Said Nursi'nin Risale-i Nur adlı külliyatında bulunan kitaplarından biridir. Şuâ, ışın demektir. Kitapta kainattan yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleri yine o kişinin gözüyle anlatılır. Güzel ve akıcıdır. Anlam bakımından zengindir. Üstadın her eseri insan hayatını inşa eden güzel tespitler ve örneklerle dolu. Faydalanmak dileğiyle...
992 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Allah'a şükür beni ben yapan Risale-i Nur eserlerinden birisini daha okumuş bulunuyorum. Defalarca okumama rağmen bu eseri yine ilk okuyormuş gibi bir heyecanla okudum ve çok istifade ettim. Sizlere de şiddetle tavsiye ederim. Dili, içinde Osmanlıca kelimeler olduğu için ağır gibi görünse de, inanın bana akıl almasa da kalp alıyor.

اللهە شكر بنی بن یاپان رسالە نور اثرلرندن بریسنی داها اوقومش بولونییورم . دفعەلرجە اوقومامە رغماً بو اثری ینە ایلك اوقویورمش گبی بر هیجانلە اوقودم و چوق استفادە ایتدم . سزلرە دە شدتلە توصیە ایدرم . دیلی ، ایچندە عثمانلیجە كلمەلر اولدیغی ایچون آغیر گبی گورنسە دە ، اینانڭ بڭا عقل آلماسە دە قلب آلییور .
992 syf.
·Beğendi·10/10
Dört kez okuduk beşinceye başladık. Ve her okuyuşta açılan farklı pencereler farklı anlamlar. Zaten Risale-i Nur'u Risale-i Nur yapan da bu. Anlayabilmek, istifade edebilmek ümidiyle.
Rabb-i Rahim'den gelen nur -u imanla Bediuzzeman (ks) , Tüm mevcudatin bir tek zerresini dahi ihmal etmeden Kuran-Makdis'in yüce beyaniyla takviye ederek ciltler dolusu bir kütüphane enginliğinde bilgiyi değer bakimindan üstun eserinde vůcuda getirmiş , getirmiş ki sayısiz küfur kokan sozum ona eser diye safsatadan oteye geçmeyen kitablardan nazarlarimizi bir nebze gerçek yönunu tayin için didindiğimiz hayat serüvenimize Yüce Kitab'in bereketiyle klavuzluk etmektedir.
992 syf.
·38 günde·Beğendi·9/10
Şuâ, ışın demektir. Kitapta kainattan yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleri yine o kişinin gözüyle anlatılır.
992 syf.
·Beğendi·10/10
Şualar genel anlamda Tevhid ve Vahdet konularına yoğunlaşan bir kitap olup, bu terimleri kainatta atomdan güneşlere kadar yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleriyle açıklayan okumaya değer gördüğüm bir kitaptır.
992 syf.
·40 günde·Beğendi·10/10
Said Nursi'nin Risale-i Nur adlı külliyatında bulunan kitaplarından biridir. Şuâ, ışın demektir. Kitapta kainattan yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleri yine o kişinin gözüyle anlatılır.
992 syf.
·38 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı anlayarak okuyan hakiki imanı elde edebilir.Özellikle Ayetül Kübra kısmı bu koca kainatın bir yaratıcı olmadan varolamayacağını kesin delillerle ispatlar.
O gün Allah’ın, peygamberin maiyetinde bulunan müminleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da ‘Ey Rabbimiz,’ derler. ‘Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla.

[Tahrîm Sûresi: 66:8]
Bizim en metin melce' ve siperimiz:

ﺣَﺴْﺒُﻨَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﻧِﻌْﻢَ ﺍﻟْﻮَﻛِﻴﻞُ

" Hasbünallahü ve ni'melvekil! "
"kadın kendi güzelliklerini göstermeye fıtraten çok meyyal olmasından seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar"
Aziz, mübarek kardeşlerim!
Pek çok selâm... Bizim memlekette eskide arefe gününde bin İhlas-ı Şerif okurduk. Ben şimdi bir gün evvel beş yüz ve arefede dahi beş yüz okuyabilirim. Kendine güvenen, birden okuyabilir.
Bediüzzaman Said Nursî
Sayfa 307 - Envar yeni baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şuâlar
Alt başlık:
Dijital Epub/Pdf
Format:
E-kitap
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Rnk Neşriyat
Baskılar:
Şualar
Şualar
Şuâlar
Şualar

Kitabı okuyanlar 447 okur

  • Mina
  • Kübra
  • Yusuf Toktay
  • Cahit
  • Abdullah koçak
  • Nur Kelam
  • Mucahit Kul

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.8 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0