9,1/10  (27 Oy) · 
89 okunma  · 
23 beğeni  · 
904 gösterim
İkinci Şua
"Eskişehir Hapishanesinin Son Meyvesi
Onaltı sene evvel, Eskişehir Hapishanesinde, arkadaşlarımın tahliyeleriyle yalnız kaldığım bir vakitte şu Şuâ, gayet acele, pek noksan kalemimle, sıkıntılı, rahatsızlık bir zamanda te'lif edildiğinden bir derece intizamsız olmakla beraber, bu günlerde tashih ederken îmân ve tevhid noktasından pek çok kıymetdar ve kuvvetli ve ehemmiyetli gördüm."
Said Nursi
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    992
  • ISBN:
    9786056151033
  • Yayınevi:
    Söz Basım Yayın
  • Kitabın Türü:
BİLAL ÖZTÜRK 
16 Oca 21:23 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Dört kez okuduk beşinceye başladık. Ve her okuyuşta açılan farklı pencereler farklı anlamlar. Zaten Risale-i Nur'u Risale-i Nur yapan da bu. Anlayabilmek, istifade edebilmek ümidiyle.

hipokrat 
15 Kas 2015 · Kitabı okudu · 38 günde · Beğendi · 9/10 puan

Şuâ, ışın demektir. Kitapta kainattan yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleri yine o kişinin gözüyle anlatılır.

ALPEREN YEŞİLBAYRAK 
07 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Şualar genel anlamda Tevhid ve Vahdet konularına yoğunlaşan bir kitap olup, bu terimleri kainatta atomdan güneşlere kadar yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleriyle açıklayan okumaya değer gördüğüm bir kitaptır.

talha hatipoğlu 
04 Nis 10:24 · Kitabı okudu · 40 günde · Beğendi · 10/10 puan

Said Nursi'nin Risale-i Nur adlı külliyatında bulunan kitaplarından biridir. Şuâ, ışın demektir. Kitapta kainattan yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleri yine o kişinin gözüyle anlatılır.

Kitaptan 24 Alıntı

Beşinci Mes'ele
Dünya madem fânidir. Hem madem ömür kısadır. Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır. Hem madem dünya sahibsiz değil. Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerim bir Müdebbiri var. Hem madem ne iyilik ve ne fenalık, cezasız kalmayacaktır. Hem madem

لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا

sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur. Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır. Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır.

Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, malayani şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.

Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 472 - Rnk yayınları)Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 472 - Rnk yayınları)

başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa ve her gün biri kesilse, zındıkaya ve dalalete teslim-i silâh edip vatan ve millet ve İslâmiyete hıyanet etmem, hakikat-ı Kur'ana feda olan bu başımı zalimlere eğmem.

Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 450 - Ondürdüncü şua rnk yayınları)Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 450 - Ondürdüncü şua rnk yayınları)

Eğer terbiye-i Kur'aniye ve Nur'un hakikatlarıyla kendini muhafaza eylese, tam bir kahraman genç ve mükemmel bir insan ve mes'ud bir Müslüman ve sair zîhayatlara, hayvanlara bir nevi sultan olur.

Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 480 - Öndürdüncü şua)Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 480 - Öndürdüncü şua)

"İmandan sonra en yüksek namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduddur."

Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 449 - Ondürdüncu şua rnk yanınları)Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 449 - Ondürdüncu şua rnk yanınları)

Hem madem dünyanın istirahat zamanları devam etmiyor, boşu boşuna gidiyor; elbette böyle az zahmetle çok kâr kazananlar tebrike lâyıktırlar.

Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 484 - Ondürdüncü şua)Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 484 - Ondürdüncü şua)

Hakikî zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır ve iman hakikatleri dairesinde bulunur. Yoksa dünyevî bir lezzette çok elemler var. Bir üzüm tanesi yedirir on tokat vurur, hayatın lezzetini kaçırır.

Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 481 - Ondurdüncü şua)Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 481 - Ondurdüncü şua)

Biz madem inayet altındayız, elbette kemal-i sabır içinde şükretmeliyiz.

Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 485 - Ondürdüncü şua)Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 485 - Ondürdüncü şua)

Zemin ile âsumân (gökyüzü) ortasında muallâkta (asılı) durdurulan bulut, gayet hakîmâne ve rahîmâne bir tarzda zemin bahçesini sular ve zemin ahalisine âb-ı hayat getirir ve harareti, yani yaşamak ateşinin şiddetini tâdil eder(dengeler) ve ihtiyaca göre her yerin imdadına yetişir. Ve bu vazifeler gibi çok vazifeleri görmekle beraber, muntazam bir ordunun acele emirlere göre görünmesi ve gizlenmesi gibi, birden cevvi dolduran o koca bulut dahi gizlenir, bütün eczaları istirahate çekilir, hiçbir eseri görülmez. Sonra, "Yağmur başına arş!" emrini aldığı anda, bir saat, belki birkaç dakika zarfında toplanıp cevvi doldurur, bir kumandanın emrini bekler gibi durur.

Şualar, Bediüzzaman Said NursîŞualar, Bediüzzaman Said Nursî

"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." Zâriyat Sûresi: 56

Bu âyet-i uzmânın sırrıyla, insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi: Hàlık-ı kâinatı tanımak ve O'na iman edip ibadet etmektir ve o insanın vazife-i fıtratı ve fariza-i zimmeti, marifetullah ve iman-ı billâhtır ve iz'an ve yakîn ile vücûdunu ve vahdetini tasdik etmektir.

Şualar, Bediüzzaman Said NursîŞualar, Bediüzzaman Said Nursî

Said Nursi
“Her insanın küçük bir dünyası, belki küçük bir cenneti dahi kendi hanesidir. Eğer iman-ı âhiret o hanenin saadetinde hükmetmezse, o aile efradı, herbiri şefkat ve muhabbet ve alâkadarlığı derecesinde elîm endişeler ve azablar çeker. O cenneti, cehenneme döner.”

Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (On Birinci Şuâ)Şualar, Bediüzzaman Said Nursî (On Birinci Şuâ)
3 /