Gökyüzünün pembeliğinin mavisine karışmasını inceliyorum. Ağaçların ahenkle birbirlerinden ayrılan dalları ve onlara eşlik eden yaprakları giriyor araya. Kamelyalarda birileri oturuyor. Sohbet edenler var. Bir şeyler içenler, yürüyüp gidenler. Akışın içine kapılmışım izliyorum.
"Sana tek yakışmayan şey ne biliyor musun?" demesiyle dönüp onun yüzüne bakıyorum.
"Mutsuzluk."