Girizgâh Niyetine- Şehirden Kaçmak
Şehir hayatın kaynama noktası. "Hayat" orada ritmini buluyor. Şehir sokak sokak bir bilmece. Çıkmaz sokaklarda pıhtılaşıyor cereyanımız. Adımlarımız kaldırımlarda yalnızlığımızı eziyor. Yürüdükçe kalabalıklaşıyoruz. Yürüdükçe uzaklaşıyoruz. Daralan yakınlıkları, adımlarımızla uzaklaştırıyoruz. Yakınlaşmak en büyük korkumuz, yürüdükçe uzaklaşıyoruz.
Hz. İbrahim uzaklaşmıştı şehirden. Hz.Peygamber ilk vahiyden önce Nur Dağına kaçıyordu. Ashab-ı Kehf selameti şehirde değil, şehrin dışında buluyordu. Biz ne kadar güvenli olduğunu düşünsek de Hz. Musa kıptiyi şehrin sokaklarında öldürüyordu.
Peygamber şehre savaşarak fetihle girelim dediğinde, kavmi "Sen ve Rabbin savaşın biz burada durup bekliyoruz" diyordu. Şehre girilecekse fetihle girilmeli. Yürek fethi, iç fetih. Yoksa hangi fetih müyesser olur gaziyâna?!
Hz. Meryemi hatırlıyorum. Hep şehrin dışında Hz. İsayı kucağına alıyordu. Şehre döndüğünde kavmi onu kınıyordu. Şehir kınanma yeri! Şehrin ucundan koşup gelen adam eminim ki, şehrin dışarı açılan sokaklarından birinden geliyordu.
Hz. Yakub oğullarına şehre ayrı ayrı kapılardan girmelerini öğütüyordu. Hz. Lut arkasına bakmaksızın terkediyordu şehri. Sodom, Gomora, Eyke... kendi sokaklarında yitip gidiyordu.
Birbirine kahreden, birbirine söven, birbirini gebe bırakan, birbirini doğuran, birbirine tetik çeken sokaklar... Şehir sokakların zinası.
Şehir suçun, günâhın, alışkanlığın, gürültünün, ezberin, kaybolmanın, uzaklaşmanın, sıradanlaşmanın, unutmanın, idamın, intiharın, isyanın yeri. El-Medinet'ul Fâzıla?! Nerede?
Nacer Khemirin üçlemesindeki her bir film bizi şehrin dışına davet ediyor. Birbirine düğümlü sokakların ıstırabı yormadı mi bizi? Şehrin güvenli oluşu mu bizi aldattı bunca zaman? Şehrin dışına çıkıp sokakları