yer yer beni duygulandıran yer yer de sıkan bir romandı. aslında daha birçok duygu yaşadım okurken. bazı yerlerinde bu kadar detaya ne gerek vardı diye düşündüm. bazı yerlerinde Kemal'in gerçek bir hasta olduğu kanısına vardım. bu kadar uzatılmadan, daha öz bir şekilde işlenseymiş aklımdan uzun bir zaman silinmezdi. fakat bu haliyle romanda bir çiğlik hissettim. zengin eşrafın hayatı beni çok sarmadı. füsun'un iç dünyasını daha çok bilmeyi isterdim bunun yerine. gözümde şımarık, git-gelli, ne istediğini bilmeyen, hayattan bıkmış bir genç kız olarak kaldı. Kemal'le yolları kesişmeseydi de bu derece mutsuz olur muydu diye düşünmeden edemedim. çünkü Kemal her ne kadar Füsun'a tarifsiz bir şekilde aşık olsa da, onu o yaşantıya iten de oydu. Kemal'in son sözü çarpıcıydı ama ben yine Füsun'u düşündüm. Füsun, ölürken hiç mutlu değildi. küpelerini fark etmeyen Kemal'i ne kadar çok sevse de, o fark edemeyişe kırgın bir şekilde öldü.