“Xururuca!”
“Ne var?”
“Ağlamak kötü bir şey mi?”
“Ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala. Neden sordun?”
“Bilmiyorum. Bir türlü alışamadım. Sanki yüreğim boş bir kafes…”
“Çocukların yatma saati geldi,” dedi.
Böyle söylerken yüzümüze bakıyor, ama bu gece aramızda çocuk olmadığını biliyordu. Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı üzüntüden payını alan büyük ve üzgün kişiler.
Çünkü insan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor.
''Para insanın doğal parçası değil; kaybolabilir, çalınabilir, soyut bir kavram, birtakım sıfırlar... Zaten hayatta anlamlı olan değerler paraya sahip olunamayanlar. Kitap, çalışacak insan, eşya alabilirsin; ama bunlar bilginin, dostluğun, paylaşma duygusunun yerini tutamaz.