Herkesin öyle bir hikâyesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği... İçine atmak, diye bir şey varken anlatmaya ne gerek vardı?
''Bekleyin!'' demişti. ''Burada bekleyin. Onlar size gelecek.''
''Kimler?'' diye sormuştu Filipinli.
''Hayatın anlamını bulmuş olanlar. Hayatlarını adayacakları şeyi bulmuş olanlar gelecek. Siz de kalplerini söküp yerine o şeyleri koyacaksınız. Sonrada kalplerini fırlatıp atacaksınız!''
''Ama..'' demişti Filipinli. ''Kalpleri olmadan nasıl hayatta kalırlar?''
Burda da birçok güya ahbap var, fakat insan hangisine içini dolduran dertleri, kafasını yakan düşünceleri açabilir? Derhal gülerler, yahut anlıyormuş gibi tavırlar aldıkları halde bir şey anlamadıklarını sersem gözleriyle belli ederler.